Şuanda 53 konuk çevrimiçi
BugünBugün1799
DünDün2673
Bu haftaBu hafta1799
Bu ayBu ay46236
ToplamToplam8300922
Cahit'ten masallar PDF Yazdır e-Posta
Erkan Ulaşan tarafından yazıldı   
Cuma, 08 Ekim 2010 06:18


Rembrandt, Goya, Dega, Valezques, Molenaer ve diğer ressamların resimleriyle ne güzel anlatmış masalını Cahit Çelik. Bu güzel masalı okur okumaz Velazquez’in “Soytarı Calabacillas “ adlı resmini anımsadım. 1639 da ölen bu soytarının iki su kabağı arasında yere oturmuş bu tablosu 1635 yıllarlında yapılmıştır. Fakat “Soytarı Calabacillas “’ın ızdırap çeken insanlığın gerçek görünümlerini ifade yeteneğindeki zerafetle Miro* arasında bir bağ yoktur ve asla olamaz. 

 

Molenaer’in Soytarısı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Dikkatle bakınca Mırro’nun, Cahit’in masalındaki kara kaplanla oynaşan kırmızı başlıklı pehlivanla birebir örtüştüğünü hayretle gördüm.

 

Ancak Cahit’in fark edemediği, gözden kaçırdığı Goya’nın Panik isimli tablosu ve bu tablonun merkezinde bulunan figür, Mırro’nun ruh halinin en güzel anlatımıdır. Tablonun hikâyesi Mırro’nun hikâyesinin ta kendisidir. Fırça vuruşlarında siyah ve esmer tonların hâkim olduğu bu eşsiz eserde canlı lekelerin oluşturduğu parlaklık gerekli hareketi sağlamıştır. Meçhul, korkunç bir devin belirmesiyle korku içinde kaçışanları, Goya’nın çalışmasında sıkça rastlanan şiddet ifadeleri yüzyıllar sonra dahi en ileri anlatımcılar tarafından bile aşılamayacaktır.

İşte bu, Mırro ile örtüşen en can alıcı anlatımdır.

 

------------------------------------------

Soytarı Mıro, düzeltme yapmış. 130 metrelik bir düzeltme. Ama daha birçok soru yanıtsız duruyor orta yerde. Bu sorulara yanıt alamadıkça diğer can alıcı sorulara geçemiyorum ne yazık ki. 

Ey Okur!

Bütün soruların bir anlamı var.

Bu sorular olayın an be an her aşamasının farklı durumunu ifade ediyor.

Bu sorular; olayın planlanmasından, uygulanmasına kadar ancak içinde olanların bileceği sorulardır.

Yanıtlayamamaları ne bu olayın planlanmasında ne de içinde yer alamadıklarının göstergesidir.

Sorular yanıtsız kaldıkça Soytarı Mırro’nun her söylemi yalandan öteye geçmeyecektir.

           

Başka Bir Konu

 

Bu arada Soytarı Mırro Örgüt disiplininden dem vurmuş.

Aslında salt bu konuyu ele alan bir yazı yazmıştım.

Ama lafı dolandırmadan kısaca değinip geçeceğim.

Soytarı hazretleri buyurmuş;

…Antakya çalışmasını başarıya götüren disiplindi. Gerisi fasa fiso kurgulardan ibarettir. ..“ diye.

 

SOYTARI işte!

Doğru söylüyor.

Örgüt Disiplininden bahsediyor.

Hangi örgüt disiplini?...

 

Ey Okur!

 

Fuat Çiler’in örgütün silahları ile babasına korumalık yapması mı ÖRGÜT DİSİPLİNİ?

Mihraç Ural’ın oluru olmadan hiçbir iş yapılmazdı!!

Mihraç Ural’ın gözü önünde örgüt silahlarını alıp, (kardeşleri ile Adliye önüne yüz kızartıcı bir suçtan yargılanan babasına yapılacak olası bir saldırıya karşı,) gitmesine göz yummak mı ÖRGÜT DİSİPLİNİ?

Ya da Devrimci Kültür Derneğinde yaptığı ahlaksız teklif ve bir arkadaş yaptığı ahlaksız harekete göz yummak mı ÖRGÜT DİSİPLİNİ?

Nebil’in bu olay karşısında aldığı tavır karşısında Mırro’nun “Ne yapalım o bizim elimiz ayağımız” yanıtı mı ÖRGÜT DİSİPLİNİ?

 

 

Bir Başka Konu

 

Henüz daha Acil HDÖ ayrışması 77 sonu 78 başında olmamıştır.

A.Yıldırım’ın yaptığı ya da yapmaya çalıştığı eylemleri önceki yazımda sıralamış ve sormuştum, bu eylemleri sen mi planlamıştın diye.

Acil ve Antakya tarihinde Ahmet Yıldırım bir nirengi noktasıdır, röper noktasıdır.

Nebil’in kendi başına yaptığı eylemi anlatmıştım ve yine sormuştum, bu eylemi sen mi planladın, sen mi yaptın diye.

Antakya, Acil gerçeğinde Nebil Rahuma bir nirengi noktasıdır, röper noktasıdır.

Bu arkadaşların yaptıklarını inkâr mı ediyorsun?

Senin bu arkadaşların yaptıklarından bi haber olman sana çok dokunmuş anlaşılan, senden habersiz bak neler yapmışlar.

Bunlar örgüt Disiplininden yoksun insanlar canım!

Ama F**.  ve   A… (Samandağ olayının baş aktörü) örgütün sadık!  Disiplinli!  militanları…

 

…Mihrac Ural’ın oluru olmadan hiçbir örgütsel iş yapılamazdı. Bu disiplin Antakya çalışmasını başarıya götüren disiplindi. Gerisi fasa fiso kurgulardan ibarettir. ..“

 

 

Hakkını yemeyelim Soytarı Mırro’nun Antakya ve Acil tarihinde kendisi de bir röper ya da nirengi noktası sayılır.

İşte Soytarı Mırro’nun  oluruyla yapılan eylemler…

İş Bankası olayında ölen gencecik çocuk olayını, sen planlamadın herhalde, yoksa kesin bunu da senden habersiz yapmışlardır!

Samandağ pazar yerinde patlamada ölen 6 yaşındaki çocuğun öldüğü olayı, sen planlamadın herhalde, yok canım  hiç böyle bir eylemi planlamış ve yönetmiş olabilir misin! Kesin senden habersiz yapmışlardır…

 

------------------

 

* Bir nokta fazlalık, bir harfte eksiklik var gibime geliyor bu kelimede, bu nedenle Cahit beni bağışlasın ben Mırro diyeceğim.

** 1976 yılı Kasım ayında akşam saat 20.00 civarlarında polis Mihrac’ı kovalamaktadır. Belinde Beretta marka çıplak namlu bir silah ve kucağında she marka makinalı olmasına rağmen, Nebil’in deyimi ile arkasına bakmadan kaçarken belindeki Berattayı düşürür. Mihrac kaçar.

Polis haber gönderir, silahın sahibi gelsin teslim olsun der. Mihrac F….’ı mırın kırın etmesine karşın ikna eder. F…. gider teslim olur ve bir ay Mırro’nun yerine tarihi Antakya hapishanesinde yatar. F….sadık ve disiplinli bir yoldaştır… F. çıktıktan sonra havasından geçilmez. Ne de olsa artık cezaevi görmüş birisidir. Bu tavırları o günlerde alay konusu olur.

F…. yıllar sonra  Cahit’e telefonda 1976 yılından beri cezaevinde yatıyorum der…!!!! Ancak Cahit, F….nin neden yattığından habersizdir….