Şuanda 121 konuk çevrimiçi
BugünBugün3063
DünDün2619
Bu haftaBu hafta8091
Bu ayBu ay37794
ToplamToplam10371264
Sürgünlüğün değişen kavramları PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cumartesi, 08 Haziran 2024 16:17


Her şeyde olduğu gibi sürgünlük de değişime uğradı.

Eskiden sürgünlüğün önde gelen bileşeni dönüş özlemiydi. Sürgün insanlar ayrılmak

zorunda kaldıkları ülkeye dönmeyi özlerdi. Bu insanlar için sık kullanılan belirleme “bavulu

üzerinde yaşamak” idi. Gelmek zorunda kaldıkları ülkede geçici olduklarına ve günün birinde

döneceklerine inanıyorlardı.

12 Eylül 1980 sonrasında Avrupa ülkelerine gelmek zorunda kalan sürgünlerin bir

bölümü 1990 sonrasında Türk Ceza Yasası’nda 141 ve 142. maddelerin kalkmasının ardından

döndüler. Sürgünlük hayatları yaklaşık on yıldır. Bu insanlar klasik sürgünü yaşamışlardır.

Yaklaşık on yıl süren ve biten sürgün hayatı…

Sürgünde 30-40 yıl geride bırakıldıktan sonra sürgünlüğü dönüş özlemi çerçevesinde

değerlendirmek yanlış olur. Başka bir ülkede yeni bir hayat kurulmuştur. Yıllar öncesinde terk

edilen ülke de çok değişmiştir. Eski ilişkiler yoktur. Dönünce yeni bir hayatın tekrar

kurulması gerekecektir ve bu da kolay değildir.

Dönüş özleminin anlamı değişmiştir. Dönmek, yıllar önce ayrılmak zorunda kalınan

ülkeye yerleşmek değil, gidip görmek anlamını taşımaktadır. Otuz yıl önce iletişim olanakları

bugünkü kadar gelişmemişti. Aradan geçen zaman içinde ülkenin çok değiştiği, geride

bırakılan ülke gibi olmadığı anlaşılmayabilirdi.

Bu tehlike artık ortadan kalkmıştır. Orası eskiden “vatan” idi, artık değildir. O eski

vatan anılarda kaybolmamıştır ama gerçekte yoktur.

Sürgün ve vatansızlık eskiden eş anlamlıydı. Geçen zaman içinde bu da kaybolmuştur.

İnsanlar başka bir ülkede yerleşmişler, çocukları okumuş ve hatta bir bölümü çalışıp

emekli bile olmuştur. Vatan bunların yapıldığı yerin adıdır. Yaşadıkları yer yeni vatanlarıdır,

gerçek vatanlarıdır.

Vatansızlık bitmiştir.

Bazı sürgünler kendilerini çift vatanlı olarak da görebilirler. Asıl vatan yıllardır

yaşanılan yerdir, önceki vatan geçmişte kalmıştır. O vatanın anıları vardır ve o anılar bugünkü

gerçeği yansıtmamaktadır.

Bazılarının durumu gerçekten gariptir. Çalışıp emekli olmuşlardır, çocukları bu

ülkede okumuştur ve hatta ev bile almışlardır. Ülkeye iyice yerleşmişlerdir ama kesin dönüş

düşüncesi kafalarında hala durmaktadır. Bu bağlamda ilk kuşak işçilere benzerler. Yıllar

geçmiş, sürekli olarak dönmek istemişler ama bir türlü yapamamışlardır. İlk kuşak işçilerin

sürgünlerde olduğu gibi ülkeye döndüklerinde hapse girmek tehlikesi de yoktur.

Sürgünlük, göçmenliğin özel halidir. Politik olarak zorunlu göçmenliktir.

Aradan yıllar geçtikten sonra göçmenlik biter. Kişinin aradan 30-40 yıl geçtikten sonra

da hala göçmen olduğu söylenemez. O göçmen değil, göçmen kökenlidir.

Benzer şekilde aradan uzun zaman geçtikten sonra sürgünlük de biter. Kişi sürgün

kökenli olur.

Sürgünün normal göçmenlikten önemli farkı, istediği zaman ülkeye dönememesidir.

Göçmen, 30-40 yıllık göçmenliği boyunca defalarca ülkeye gidip geri dönmüştür.

Sürgünde eksik olan budur.

Sürgünlerde bu bağlamda dönmek özlemi vardır.

On yıllık sürgünlükten sonra dönenler gibi yerleşmek amacıyla değil, görüp geri

 

gelmek amacıyla dönmek…