Şuanda 254 konuk çevrimiçi
BugünBugün10173
DünDün3711
Bu haftaBu hafta10173
Bu ayBu ay67425
ToplamToplam10277767
Çok bilmiş ama az yaşamış... PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cuma, 12 Nisan 2024 08:34


Bu özellik sadece politik insanlarda görülmez, değişik mesleklerden her çeşit insanda bulunur. Bilgi düzeyi iyidir ama bilginin yorumu ve başka bilgi öbekleriyle bağlantıları zayıftır. Bunun bir nedeni analitik düşünme özelliğinin bulunmaması ise, diğer nedeni de pratik bilgisinin zayıflığıdır. Bilimin değişik dallarında yeni sorular genellikle teorik düşünmeyle değil pratiğin iyi gözlemlenmesiyle ortaya çıkarlar.

Kısa aralıklarla sürekli yeni buluşların yapıldığı astronomi ya da evrenbilim, gözlem bilimi durumuna gelmiştir. Gözlersiniz, yeni sorular ortaya çıkar, teori gelişir ve gözlem sürer.

Kendi başına gözlem yetersizdir. Teori olmadan gözlem yorumlanamaz ya da yanlış yorumlanır. Mesela filanca yıldızın yerini teleskopla görüyorsunuz diyelim. O yıldız gördüğünüz yerde değildir. Siz aletinize gelen ışığı düz çizgi olarak uzatarak yıldızın yerini belirliyorsunuz ama ışık uzayda düz çizgi olarak size ulaşmaz. Büyük kütlelerin yanından geçerken çekim gücü nedeniyle sapar. Dolayısıyla size ulaşan ışık gördüğünüz yıldızın gerçek yerini göstermez. Sapma açısı vardır ve bunun da hesabı bulunmaktadır.

Yaşanılan dönemin gelişmelerini iyi izleyebiliyorsanız, değişik konulardaki tutumunuzu da buna göre düzenlersiniz.

İletişim çok gelişti. Bilgi büyük hızla dağılıyor. Eskiden “yalancının mumu yatsıya kadar yanar” denirdi. Şimdi yalancının mumunun ömrü saatlerle ölçülüyor.

Bilgi yoğunluğu kabaca iki çeşit insan zihni ortaya çıkardı.

Birincisi; çoğunluktur, bilgi bombardımanı altında sersemlemiştir. Bilginin filtrelenerek değerlendirilmesi gerektiğini belki öğrenmiştir ama bunu yapacak asgari birikime sahip değildir.

İkincisi; birçok gelişmenin farkındadır. Kendini tanıtmanın, reklamın içeriğinin değiştiğini de bu bağlamda bilir.

Mesela çok sayıda kitap yazan, hayatın değişik alanlarıyla ilgilenen insanların sürekli olarak kendilerini tanıtmaya ihtiyaçları yoktur. Tersini yapıyorsanız siz 20 yıl kadar geriden geliyorsunuz demektir. Kim, nerede, ne yapıyor; araştırıp bulmak kolaylaştı. İnsanların kolayca bulabilecekleri bilgileri sürekli tekrarlamanız gerekmez. Kaynak gösterirsiniz, yeterlidir.

Yoğun bilgi bombardımanı altında ne yazıp, ne anlatmanız gerekir?

Bilinenleri tekrarlamanın anlamı yoktur. Zaten anlatılmış, neden tekrarlıyorsunuz?

Ya az bilinenleri anlatacaksınız ya da bilinen bilgi içinde yeni bağlantılar bulacaksınız, yeni yorumlar getireceksiniz.

Bu ise sadece bilmekle değil, hayatı iyi gözlemlemekle mümkündür.

Üreten bir insanın sürekli şu soruyu sorması gerekir: insanlar beni neden okusun ya da neden dinlesin?

Çok sayıda makale, kitap, video var ise, neden sizi okusunlar ya da dinlesinler?

Burada bilginin yanı sıra yeni bilgi akışını iyi izlemek önemlidir.

Şunu da unutmamak gerekir: yeni bilgiyi spekülatif değerlendirmek amaçsızdır, anlamsızdır.

Bunu yapay zeka konusunda fazlasıyla görüyoruz.

Yapay zekanın temel ilkelerini bilmeyenlerde spekülasyon çoktur.

1970’li yıllarda bilgisayarlar için de aynısı yaşanmıştı.

Bağımsızlaşan ve insanı egemenliği altına alan makineler hakkında çok sayıda kitap yazıldı, film çevrildi ve ardından hepsi unutuldu.

Güncel bir örnek vereyim:

Avrupa Birliği Parlamentosu iltica hakkını iyice kısıtlayan yeni bir yasayı kabul etti. Bu yasa, gerçekte fiiliyatın hayata geçmesidir ya da yasa zaten uygulanmaktaydı.

Burada şu soruyu sorabilmeniz gerekir: sekiz yıl önce Almanya birkaç ay içinde bir milyon kadar mülteciye kapılarını açmıştı.

Almanya isteseydi yeni yasayı bloke edebilirdi ama yapmadı.

Ne oldu da böyle bir değişim gerçekleşti?

O yaklaşık bir milyon kişinin tamamına yakını iş piyasasına girebildi, piyasa bunları emebildi.

Biraz Almanca öğren, biraz eğitim ve doğru ucuz iş gücü piyasası…

Hal böyle iken ne oldu da bu değişim yaşandı?

Bu soruyu soramıyorsanız, açıklama yapamıyorsunuz demektir.

Konuyla ilgili yazdım. İlgili yerde yayınlandıktan sonra burada da yayınlayacağım.

 

Hayatı izleme bilginiz yoksa doğru değerlendirme yapamazsınız.