Şuanda 99 konuk çevrimiçi
BugünBugün1093
DünDün1166
Bu haftaBu hafta7195
Bu ayBu ay31144
ToplamToplam10109644
Kaypakkaya'nın teorik mirası var mıdır? PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazar, 29 Ekim 2023 19:48


Dikkate değer bir teorik mirası yoktur. Teorisi yanlışlarla doludur.

Sıralayayım:

Birincisi; kemalizmin faşizm olduğu tespitidir.

Kaypakkaya ve izleyicileri III. Enternasyonal’in faşizm tanımını kabul ederler. Bu tanıma göre faşizm tekelci burjuvazinin en gerici, en militarist kanadının açık terörist diktatörlüğüdür.

Bu tanımda iki belirleme önemlidir:

Faşizm için tekelci burjuvazinin varlığı şarttır. Cumhuriyetin ilk yıllarında bırakın tekelciliği, ülkede doğru dürüst burjuvazi bile yoktur. Kaypakkaya ülke için yarı feodal belirlemesi yapmaktadır. Yarı feodal bir ülkede tekelci burjuvazi nasıl olabilmektedir?

Bir diğer önemli belirleme şudur: III. Enternasyonal’in tanımına göre faşizm tekelci burjuvazinin tamamını içermez. Onun en gerici, en militarist kanadını içerir. Başka bir deyişle tekelci burjuvazinin faşist olmayan, siyasi gerici bir kesimi de vardır.

III. Enternasyonal’in tanımı, bu tanımın yapıldığı günün şartları gereğidir: SSCB ile faşist olmayan ama tekelciliğin iktidarda olduğu ülkeler –ABD ve İngiltere-, faşizme karşı –Almanya, İtalya, Japonya- savaşmaktadır.

Buradan bize geçersek: III. Enternasyonal’in faşizm tanımı kabul ediliyor ise ve Kemalizm de faşist ise ya da tekelciliğin faşist kesimini temsil ediyorsa, siyasi gerici burjuvazi kimdir?

Kaypakkaya’nın Kemalizm konusundaki belirlemesinin tutar tarafı yoktur.

Kemalizm burjuva ideolojisidir, gericidir. Her türlü gericiliğe her dönem için faşizm demek ancak politik teoriden anlamayanların işi olabilir. Şiddet, zulüm, yasaklar, katliamlar ile faşizm özdeşleştirilemez.

Her gericilik faşizm değildir.

Bu yaklaşımla yakın dönemin büyük soykırımının yaşandığı Ruanda’ya da faşist denilmesi gerekirdi.

Genç yaşta bu tür hatalar normaldir. Normal olmayan aynı görüşün yıllardır tekrarlanmasıdır.

İkincisi; bir ülkenin sosyo ekonomik yapısının belirlenmesindeki kıstaslar bellidir. Köylülük ayrışmışsa, pazar için üretim yapıyorsa, tümüyle olmasa bile ağırlıkla bu durumdaysa, ülke kapitalist demektir. Lenin, Rusya’da tarımın yapısını incelediği “Rusya’da Kapitalizmin Gelişmesi” adlı yapıtında bu konudaki istatistiklerden hareket eder.

Hem Leninist olup hem de bu kitabı es geçmek olmaz.

Türkiye 1960’lı yıllarda da kapitalist bir ülkeydi. Bu kapitalizm şimdikinden gerideydi doğal olarak. Feodal kalıntılar vardı ama belirleyici olan kapitalizmdi.

Bir ülkenin sosyo-politik yapısını yanlış tahlil etmek vahim bir yanlıştır.

Neden bu yanlış yapılmıştır? Çünkü Çin tipi halk savaşı verilebilmesi için ülkenin yarı feodal olması gerekmektedir.

Üçüncüsü; sosyal emperyalizm teorisidir. Kaypakkaya bu görüşü bir dönem bünyesinde bulunduğu Aydınlıkçılardan alır. Bu görüş, yanlışlığı bir yana, ülkemizin sosyalist hareketine büyük zarar vermiştir.

Vietnam’daki ABD’ye karşı savaşı ve Küba devrimini selamlamak ama bu ülkelerin SSCB’nin büyük desteği sayesinde savaşı kazanabildiğini ve yaşayabildiğini unutmak garip bir dar görüşlülüktür.

Kaypakkaya’nın Ermeniler konusundaki görüşü ise özellikle dönemine göre önemlidir. Dönemine göre esaslı bir belirlemedir.

Kaypakkaya’nın mücadelesine sahip çıkılırken, teorik olarak geriye dikkate değer bir miras bırakmadığını da belirtmek gerekir.