Şuanda 38 konuk çevrimiçi
BugünBugün1006
DünDün1166
Bu haftaBu hafta7108
Bu ayBu ay31057
ToplamToplam10109557
İyi araştırma iyi soruyla başlar PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cumartesi, 14 Ekim 2023 22:24


Türkiye’de iken üniversitede doğa bilimleri okumuştum; esas olarak kimya ve fizik, biraz da matematik. Doğa bilimleri okuyanların düşünme tarzı sosyal bilim okuyanlardan farklıdır. Doğa bilimlerinde genelleme yapmak daha kolaydır, sosyal bilimlerde genelleme için daha fazla bilgiye sahip olmanız gerekir ve bu arada ayrıntılar arasında kaybolabilirsiniz.

Birkaç kere şu soruyla karşılaştım: ekonomi eğitimi görmediğin halde Türkiye Devriminin Acil Sorunları’nı, özellikle emperyalizmin bunalım dönemlerini inceleyen ilk bölümünü, nasıl yazabildin?

Ekonomi eğitimi görmüş birisi bunu yazamazdı. Ayrıntılar arasında kaybolup gitme tehlikesi oldukça yüksektir. Almanya’da ikinci üniversite eğitimini yaparken bir ara ekonomiyi ikinci bölüm olarak almıştım, beş ders almış, sonra bırakmıştım. Ekonomi bölümü için geri bir kafa yapısı gerekiyordu. Olgular arasında bağlantı kurmayan, sormayan, alternatif düşünemeyen bir kafa yapısı…

Emperyalizmin bir bunalım döneminin bitmesini, diğerinin başlamasını belirleyen kriterler nelerdir?

Sormazsanız, bulamazsınız. Nikitin ya da Mahir Çayan’da cevabı yoktur.

Konuyla ilgili biraz okumuş iseniz, Mahir Çayan’ın konuyla ilgili görüşlerinin SSCB Bilimler Akademisi’nin kitaplarından alındığını kolayca anlayabilirsiniz. O dönem için normaldir, başka kaynak bulmak zordu ve Mahir de İngilizce değil Fransızca bilirdi.

İyi bir araştırma sorusunun nasıl şekilleneceğini ayrıntılarıyla Almanya’daki politik bilim-sosyoloji eğitimim sırasında öğrendim. Soruyu bulabilmek için yaratıcılığın yanı sıra konuyu da genel hatlarıyla bilmeniz gerekiyor. Ek olarak soruyu genelleyebiliyorsanız bu daha da iyidir.

Mesela sosyalistlerin ayrı ulus yaratma çabası…

Demokratik Almanya Cumhuriyeti bu konuda büyük çaba harcadı ama yapamadı. Ayrı ve sosyalist bir Alman ulusu yaratacaklarını defalarca ilan ettiler, olmadı.

Kuzey Kore ise bunu yapabildi. İki Kore ulusu var. Bunlar ilerde teke iner mi, öyle gibi görünmüyor.

Bu nasıl yapılabildi?

İyi soru değil mi?

Benzer soru daha az oranda Vietnam için de geçerlidir.

Ülkenin kuzey ve güneyi hanedanlar döneminde birbirinden ayrı olarak gelişmiş. Önce Fransa ardından ABD işgali esas olarak güneyde gerçekleşmiş, kuzey de var ama daha az denilebilir. Bu durum aynı halkın iki bölümü arasında önemli farklılaşmaya yol açmış ve o kadar ki 1975 sonrasında ABD ülkeden çekildikten sonra kuzeydeki sosyalizm anlayışı güneye uymadığı için sorunlar yaşanmış.

Pratik zekalı insanlar, yolun tıkandığını görünce ısrar etmiyorlar, başka yol arıyorlar.

Bizde olsa çok sayıda kitaptan alıntılar yapılarak çıkmaz yolda ısrar edilirdi.

Sonraki yıllarda farklılık azalıyor. Aynı halkın iyice farklılaşmış iki parçası birbirine yaklaşıyor.

Sosyalizm uygulamalarını öğrenmek, aynı zamanda bunları da öğrenmektir.

Vietnam’ın avantajı, komşusu Çin’in de yaklaşık aynı dönemde sosyalizmde farklı bir gelişme çizgisine yönelmesidir.

Bu durum avantaj olmayabilirdi de çünkü Vietnam tarihi komşu Çin ile gerçekleşen savaşlarla doludur. Vietnam kimliği, dünyada ulus kimliği ortaya çıkmadan öncesinden başlayarak Çin’e karşı şekillenmiştir. Çin önemli bütün kültürel değerlerini Vietnam’a ihraç etmiştir ama Vietnam yine de başkadır.

Bu tarih içinde şekillenmiş insanlara Çin’in yaptığının doğru gibi göründüğünü anlatmak zor iştir ama yapılabilmiştir.

Çin’de olduğu gibi Vietnam’da da toprakta aile birimlerine kiralama yoluna geçiş hemen yerleşiyor. Önceden saptanmış belirli bir miktarı köy yönetimine teslim ettikten sonra fazla ürün aileye aittir, pazarda satabilir, geliri de kendisine kalır.

Beklenebileceği gibi tarımdaki bu uygulama ÇKP’de olduğu gibi Vietnam KP’sinde de büyük tartışmalardan sonra hayata geçiyor.

Gelişme yolu tıkandıysa, kitaplarda ne yazıldığına aldırmadan yeni yol denemek gerekir. Başarılı olursanız, o kitapların genişletilmiş yeni baskısını yaparsınız.

Kendilerini teoriye hapsetmeyenler daha başarılı olmuşlardır.

İmkansız gibi görüneni düşünebilmek ve ardından yapabilmek önemlidir.

Demokratik ve ardından sosyalist devrimi köylülerin yapabilmesi gibi…

Çin ve Vietnam’da işçi sınıfı neredeyse yoktu, peki bu kadar işi kim yaptı?

Komünist partisi önderliği, burası tamam ama taban büyük oranda köylülüktür.

Mahir Çayan burada iyi bir formülasyon yapar: proletaryanın öncülüğünün niteliği ideolojiktir.

Başka bir deyişle proletarya fiilen yoktur, onun öncülüğünü KP yerine getirir…

Proletaryanın neredeyse bulunmadığı ülkelerde devrimden sonra proletarya diktatörlüğü kurulduğunun ilen edilmesi gariptir ama mesela Çin ve Arnavutluk bunun dışına çıkabilmiştir.

E-Kitap olarak yayınlanan ilgili kitaplara bakınız.

Nasıl farklı düşünebildiler ve yapabildiler?

Devrimler tarihinde bu sorunun cevabı öğrenilmezse geriye sadece ezberlemek kalır.