Şuanda 68 konuk çevrimiçi
Dergiler PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazar, 14 Ağustos 2022 21:01


İnsan yalnızca politik kitaplar okursa entelektüel yönden zayıf kalır.

Bu eksikliğin giderilmesinde dergiler önemlidir. Çok sayıda dergi arasından seçme yapmanız gerekiyor. Ekonomik durum iyi olmaz, tümünü izleyemezsiniz ama aklınızdadırlar.

Geschichte (Tarih) dergisi son sayısını vahşi batı ve kovboylara ayırmış. Yıllar önce kaliteli kovboy ve şövalye filmlerini severdim, yıllardan beri çevrilmez oldular. Benim için şövalye romanı Pardayanlar’dır. 14 yaşındayken ilk birkaç cildini okumuştum, sonra kaldı. İki yıl önce pandemi zamanında 10 ciltlik kitabı E-Kitap olarak bulup tümünü okumuştum.

Şövalyeler gibi tek başına dolaşan kovboyları severim. Filmin adı neydi hatırlamıyorum. James Coburn bir kovboy olarak yere uzanmış

uyuklamaktadır. Üç kişi –serserilik parayla değil ya- bununla dalga geçmeye kalkar, sesini çıkarmayınca el şakalarına başlarlar. Kalkar, üçünü de vurur ve uyuklamaya devam eder.

Şövalyeler de böyledir. Silahşörleri kastetmiyorum, onlar kralın hizmetindedir. Üç Silahşörler filmi –ilk versiyonu- çok güzeldi ama bu insanlar bir çeşit memurdur.

Kısa zamanda okurum artık.

Bir başka dergi Clausewitz, askeri tarih dergisi. Her sayısını değil de konularına bakarak aldığım bu dergiden önemli şeyler öğrendim. Mesela Nazi ordularının Stalingrad yenilgisinden sonra Kızıl Ordu ile aralarında önemli çarpışmalar olduğunu, tarihin en büyük tank savaşı Kursk’un yaşandığını öğrenecektim.

Makedonyalı İskender’in savaş sanatına getirdiği yenilikle Makedonya’dan Hindistan’a kadar gidip yoldaki bütün orduları yenmesi okunması gereken bir tarihtir.

Bu bilgiler sizi küçük kitaplara yönlendiriyor. Almancada yaklaşık 120 sayfalık belirli bir konuya ayrılmış, konunun uzmanı tarafından yazılmış ve gerekli bütün temel bilgileri içeren kitaplar var. Gladyatörler başlıklı kitabı hayretle okumuştum, hiç bilmiyordum. Arenada Gladyatör dövüşlerinin demokratik içeriği inanılmaz bir bilgidir. Yere düşen gladyatörün öldürülüp öldürülmemesine kral değil bütün izleyiciler ortak karar veriyorlar. Genel eğilim iyi savaşmış olanın, kaybetse bile, öldürülmemesi yönündedir.

Bild der Wissenschaft, Spektrum der Wissenschaft gibi bilimsel dergileri ise içeriklerine bakarak arada bir alıyorum.

Bir de içeriğini izlediğim ama ender satın aldığım Gehirn und Geist var. (Zihin ve Ruh demek).

Bilim; herkesin normal karşıladığını, düşünmeden kabullendiğini merak etmektir.

Bu dergide şaşırtıcı bir yazı okumuştum.

Hiç kimse bebekliğini hatırlamaz. En fazla dört yaşına kadar inebilirsiniz, daha küçük yaşların bilinmesi ancak size anlatılanlar sayesinde mümkün olur ama bu da hatırlama değildir, başkalarından öğrenmektir.

Herkesin kolayca kabulleneceği bir gerçeklik ama bir bilim insanı nedenini merak etmiş.

Bebeğin kafası boş olduğuna göre doğduktan kısa süre sonra gördüklerinin hafızasında yer etmesi ve unutulmaması gerekir.

Bulduğu açıklama şöyle: bebek zihni fotoğraf temelinde çalışıyor. Henüz konuşmasını bilmiyor ve sözlü iletişime yabancıdır. Daha sonra gelen sözlü iletişim, eskiden mesela annenin resmi olurken şimdi kelimesinin olması, zamanla fotoğraf hafızasını örter. Sözlü ve resimli hafıza yan yana var olurlar ama bu arada resimli hafıza eski önemini kaybeder.

İlginç bir açıklama, doğru mudur bilmiyorum. Bu konudaki tartışmaları izlemek fırsatım olmadı.

Fırsat bulsam da yeni zihin felsefesiyle yeniden ilgilensem… 2019 sonbaharında üniversitede felsefe bölümünü bitirirken bitirme tezim “rakip sosyal zihinler” başlığını taşıyordu. Klasik örnek -çok sayıda teorik ön açıklama yapıldıktan sonra tabii- futbol maçıdır. 11 kişinin kolektif bir zihni vardır ve aynı özellik karşı takımda da bulunur. Rakip sosyal zihinler arasındaki ilişkinin özelliklerini inceliyordum.

Bu arada mutlaka yeni ilerlemeler olmuştur.

İnsan değişik eşyalar üreterek çevresini değiştirir. Bu bilinen gerçektir. O eşyalar da insanı değiştirir ve bu yön çok önemlidir. Mesela cep telefonunun insan hayatını ne kadar değiştirdiğini hatırlayın.

Bu yeni bir felsefe akımıdır, deneysel felsefe…

Düşünürsünüz, sonuca varırsınız ve sonuç doğru mudur diye sağlamasını yaparsınız. Felsefede doğa bilimleri yönteminin kullanılması diyebiliriz…

Neyse bu kadar yeter, konu gittikçe gidiyor…