Şuanda 45 konuk çevrimiçi
BugünBugün1336
DünDün2014
Bu haftaBu hafta11239
Bu ayBu ay39148
ToplamToplam8551596
Gelecek her zaman geçmişin uzantısı değildir PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazar, 28 Mart 2021 13:34


Sosyalist harekette çok sayıda insan geçmişle –geçmiş dediğim de 40 yıl öncesidir- fazla uğraşıyor. Uğraşılması ve öğrenilmesi gereken o kadar çok şey varken neden böyle yapılıyor, diye sorulmalıdır.

Aklıma iki neden geliyor.

Birincisi; geçmişten güç almaktır. Bunu en fazla yapan Devrimci Yol’dan kalanlardır. Ne kadar büyük bir örgüt olduklarını sürekli belirterek geçmişten güç almaya çalışıyorlar. Yararı olabilir ama çok azdır. 40 yıl önce büyük örgüt olmak, şimdi de öyle olmayı gerektirmiyor. Ek olarak, geçmişi bugüne taşımakla uğraşmak, gerçekte bugünden ve gelecekten kaçmaktır. Bugünün sorunlarına çözüm üretemiyorsanız çareyi geçmişte ararsınız ama bu aramak sonuç vermeyecektir. Vermediğini de görüyoruz.

İkincisi; geçmişten ders alarak devam edilebileceğini düşünmektir. Eski yıllarda bu olabilirdi ve çok kereler de yapılmıştır. Hata yapılır, bazen ağır hata yapılır; incelenir, özeleştirisi yapılarak düzeltilmeye çalışılırdı. Böyle yapılması doğruydu da…

Şimdi ise aynı doğruluktan söz edemeyiz çünkü o hataların tekrarlanma imkanı artık bulunmuyor. Bundan sonra başka hatalar yapılacaktır, geçmiştekilerin tekrarlanması geri plana düşecektir.

Dünya, bölge ve ülke çok değişti. Buna uygun farklı teori, örgüt ve mücadele tarzları gereklidir. Bu yeniler başka hataların yapılmasını da getirecektir ve hatalardan öğrenilmeye çalışılacaktır; tıpkı geçmişte olduğu gibi ama bunlar farklı hatalardır.

Neredeyse 20 yıldır bugün ve gelecek, geçmişin devamı değildir. Büyük değişim yaşanmıştır ve büyük kopma vardır. Bu kopmanın yarattığı boşluğu geçmişi uzatarak kapatamazsınız. Aslında bu kopma daha önce başladı ama belirginleşmesi son yirmi yıldır denilebilir.

Kendi pratiğimden örnek vereyim…

Kendi özelimizde çok şeyi biliyorum çünkü bire bir içinde yaşadım. Bugüne kadar 20’nin üzerinde kitap ve çok sayıda yazı yazdım ama geçmişimizle ilgili olanlar bunun diyelim yüzde 20’si kadardır, isterseniz 25 deyin, fazlası değildir.

Bu ortalama eşit olarak dağılmadı. 2008-2013 arasında geçmişle ilgili yazılanlar neredeyse yüzde 80 idi, ardından sürekli olarak düşüş yaşanacak ve tahmini olarak yüzde 5 filan olacaktı.

2014’ten beri yazdığım 7 kitaptan birisi geçmişimizle ilgilidir.

40 Yıl Sonra TDAS, Mülteciler Göçmenler, Geleceğe Dönüş, Che Guevara, 68’den Ne Kaldı?, Küresel İç Savaş ve Türkiye, TDAS’ın Tarihi.

Sosyalizmden kapitalizme geçişle ilgili olarak yayınlanacak kitap da geçmişimizle ilgili olmayacaktır.

TDAS’ın Tarihi içimizdeki sızmanın ortaya çıkarılması ve tasfiye edilmesinin ardından yazılmıştır, kitapta da belirtilir. Şikayet etmeyeceksin, yapacaksın… (Burada yapacaksın çoğuldur)

Konu benim için kapanmıştır, dönmeyeceğim…

Aslında 2008-2013 arasındaki dönemde geçmişimizin dışında da epeyce yazdım. Mesela internette yer alan Lenin kitabı, Che Guevara uzun incelemesi (kitap olarak çıkandan farklıdır), Frantz Fanon kitabı, Yakın Almanya Tarihi ve Felsefe broşürü (bunları www.enginerkinerkitaplar.blogspot.com da ve www.tdas1.blogspot.com da bulabilirsiniz) yazıldı. Broşürü iki ayrı yerde yayınlamıştım, 4000’den fazla okunduğunu görünce düzenleyip kitapçık olarak yayınladık.

Bundan sonra bu çizgiyi sürdüreceğim.

Örgüt yapısı ve mücadele tarzı gibi sorunlar ancak genel konularda açıklığa kavuşulduktan sonra ön plana çıkmaya başlarlar. Bu konuda gelecekte hayata geçecek olanlar eskilerin düzeltilmişi olmayacaktır, yeni olacaklardır.

Ülkemiz sosyalist hareketi bu konuda epeyce geridir. Dünyada çok sayıda örnek bulunuyor. Bunları aynen uygulayamazsınız ama bu dönemde birçok yerde örgüt ve mücadele tarzları birbirine benziyorsa, bundan herhalde öğrenilmesi gerekenler vardır. Eskiyi bugüne taşıyarak veya eskiyi düzelterek bunlara ulaşamazsınız.

Geçmişi uzatarak geleceğe ulaşmak eskiden mümkün olabiliyordu.

1990 sonrasındaki dünyada mümkün değildir.

O geçmişi öğrenmek gerekir. Mesela sosyalist ülkelerin tarihini öğrenmek gibi…

Ama o geçmişteki hataların listesini çıkararak ve esas olarak bununla geleceği kuracağınızı da sanmayın.

İsa’nın güzel bir sözü vardır: “Bırakın ölüler ölülerini gömsünler.”

Sen işine bak…