Şuanda 106 konuk çevrimiçi
BugünBugün4311
DünDün4521
Bu haftaBu hafta8832
Bu ayBu ay15259
ToplamToplam7573346
Nasıl ateist oldum? PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Perşembe, 09 Nisan 2020 10:07


Devrimci olmadan önce de ateisttim. Dini eğitim almadım. Zamanımızda ortaokulda din dersine girmek zorunlu değildi, okulda din dersine velisinin onayıyla girmeyen tek kişi bendim. Ailem dine inanır, bazen kurban bayramında kurban keserdi, ama o kadar… Buna karşın arada bir bize gelen annemin anneannesi beş vakit namaz kılardı.

1968 ya da 1969 yılıydı, tek kitap okudum ve ateist olmaya karar verdim. Adnan Adıvar’ın Tarih Boyunca İlim ve Din kitabıydı okuduğum… Orhan Pamuk’un yanlış hatırlamıyorsam Yeni Hayat romanındaki giriş cümlesi gibi, “Bir kitap okudum, hayatım değişti” denilemeyeceğine göre, kafa zaten hazırmış, kitap vesile olmuş.

60’lı yaşlarda Almanca iki ciltlik Analitik Sosyal Psikoloji kitabını okuduğumda bu kolay geçişin nedenlerini anlayabildim. Bu kitap 1920’li yıllar ve sonrasında sosyal psikoloji alanında yazılmış seçme yazıları bir araya topluyordu. Alman sosyal psikologlar Hitler’in iktidara gelişini 4-5 yıl öncesinden görüyorlar, dayanak noktaları da halkın otoriteye olan özlemidir. Almanya Komünist Partisi ise “ekonomik kriz var, biz örgütlüyüz, o halde faşistler iktidara gelemez” anlayışına sahip. Fabrikalarda söyleşi temelinde ilk sosyal araştırmayı yapan Max Horkheimer ve Eric Fromm işçilerdeki otorite özlemini saptıyorlar ama dinleyen olmuyor.

Aşağıda belirteceğim saptamaları iki kalın ciltlik kitaptaki hangi yazarlar yapmıştı, aramadım ya da saptamalar aklımda ama yazarlar değil…

Saptamaların temel çıkış noktası ailede babasıyla büyük sorun yaşamış çocukların muhtemel yönelimleri üzerinedir.

İlk saptama; bu çocuklarda tanrıtanımazlığa yönelik eğilim güçlüdür. Nedenini Freud üzerinden açıklamak mümkündür. Freud’a göre Tanrı, baba figürü yerine geçer. Birisine büyük tepkisi olan, aynısını ikincisine de duyar.

İkincisi; aynı konumdaki çocuklarda büyüdükleri zaman devlete karşı olmak eğilimi güçlüdür. Bunu da Freud üzerinden açıklamak mümkündür çünkü burada da devlet, baba figürünün yerine geçmektedir. Türkçede olduğu gibi Almancada da “devlet baba” deyimi vardır.

Freud’un teorileri hakkında bilginiz varsa, bunları açıklamak zor değildir. Beni asıl hayrete düşüren üçüncü saptamaydı.

Üçüncüsü; bu durumdaki çocuklar köpekleri sevmezler. Nedeni konusunda açıklama yapılmamıştı. Yıllarca köpeklerden neden nefret ettiğimi ve bundan ancak 40’lı yaşlarda kurtulduğumu böylece anladım.

Sosyalist materyalisttir, dolayısıyla ateisttir sürecinden geçmeden ateist oldum. Sonraki yıllarda değiştirmeyi hiç düşünmedim ve halen de düşünmüyorum.

Şurasını belirtmek gerekir: Tanrı veya Allah inancı bulunanların tamamını bizdeki tarikatçılar ya da benzerleri gibi düzeysiz düşünmemek gerekir. Yalanın, hilenin her çeşidi bunlarda vardır ve bu durum da dinin yorumundan kaynaklanır. İslam’da büyük bir affetme mekanizması vardır; her haltı yersiniz, bir ay oruç tutar veya Hacca gidersiniz, günahlarınız affedilir; böyle inanılır.

Ateizm konusunda kendinden emin olmak önemlidir. İslamcı kendinden emin gibi görünür, gerçekte değildir. Bunun göstergesi de ateistlerde fazla uğraşmaları ve hemen tehdide yönelmeleridir. Turan Dursun örneğinde bunu gördük çünkü adamın görüşlerine verebilecekleri cevap bulunmuyordu.

Önceki bir yazıda da belirtmiştim: her çeşit canlının varlığı için mekan gereklidir. Mekanın ya da evrenin nasıl geliştiği büyük patlamadan başlayarak fizik daha somut olarak evrenbilim tarafından önemli oranda açıklanabilmektedir. Mekan olmadan canlı olamayacağına göre, evrim kuramını tartışmanın gereği yoktur.

Yıllar önce birkaç dinciyle tartışmıştım, sonra “bunlarla uğraşmaya değemez” diye düşünerek vazgeçmiştim. Sürekli olarak uyduruyorlar ve akıllarınca korkutmaya çalışıyorlardı.

“Ya öteki dünya varsa, ne yapacaksın?”

“Bunu o zaman düşünürüm. Ya yok ise sen ne yapacaksın, hiç fikrin var mı?”

Hele başka bir konu daha vardı ki, hemen başka konuya geçiyorlardı.

Üç tane kitaplı din bulunuyor: Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam. İddiaya göre İslam en üstün dindir ama öncekilerin meşruiyetini de kabul eder.

Buradan hangi sonuç çıkar?

İslam en üstün din ise, öncekiler de dindir ama İslam kadar mükemmel değildirler. Üç din ve peygamberleri de Allah’ın eseridir ya da Allah daha az mükemmel olandan en mükemmele doğru gelişmiştir. Allah’ın evrimi vardır. Hani Allah değişmezdi?

İslamcı, Müslümanlığın Hıristiyanlıktan daha mükemmel bir din olduğu hakkında saatlerce konuşabilir, örnekler verebilir ama daha az mükemmelden en mükemmele doğru gelişmenin evrim anlamına geldiğini düşünemez.

Eksik anlaşılmaması için belirteyim; Alevi değilim ve bu inancın öğretisine de inanmam.