Şuanda 28 konuk çevrimiçi
İran tribünlere oynuyor! PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Çarşamba, 08 Ocak 2020 22:13


İran’ın füzelerle Irak’ta ABD askerlerinin bulunduğu üslere yaptığı saldırının ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı. Bırakın İran’ın açıkladığı gibi 80 kişinin ölmesini, yaralı bile yok… Saldırı yapılan yerlerde yüz kadar Alman askeri de bulunuyordu, onlardan da yaralanan bulunmuyor.

Bunun iki açıklaması var. İlk olarak, füzelerin geldiğini uyarı sistemi sayesinde önceden haber alan askerler sığınaklara indiler ve kayıp vermediler. İkinci ihtimali bugün İngiltere kaynaklı bir yayın organı açıkladı: İran bilerek ABD’nin kayıp vermeyeceği yerleri vurdu.

İlk ihtimal de mümkün olmakla birlikte bana ikincisi doğru gibi geliyor.

İran misilleme yapmak zorundaydı ama bunu yaparken savaşa giremeyeceği bir gücü de iyice üzerine çekmemesi gerekiyordu. İyi bir çözüm buldular: atarsın füzeleri ama kimse yaralanmaz bile… Hem misilleme yaptığını gösterirsin hem de bağırıp çağırırsın ve böylece kitlenin sürekli ajitasyonla iyice yükselen heyecanını alırsın…

Süleymani’nin cenazesinin birkaç yer dolaştırılması, sürekli gösteri ve ajitasyon yapılması ve heyecanlanan insanların izdihamında 50 kişinin ölmesinin ardından misilleme kaçınılmazdı ve bunu ABD de biliyordu. İran karşı tarafı kızdırmayacak uygun bir cevap verdi ve tipik bir Ortadoğu yöntemi olarak böbürlenmeyi de ihmal etmedi.

Bu arada olan İran’da günlerce gösteri yapan muhalefete oldu. Bir süre seslerini çıkarmaları zor görünüyor. Muhalefet gösteri yapanların üzerine ateş açılması ve ölenlerle bastırılmış gibi görünüyordu ama tehlike olarak sürüyordu. Süleymani’nin ölümü ve toprağa veriliş biçimi onların bir süre devreden çıkmasına neden olacaktır.

İran yönetimi uğradığı ağır kaybı içerde lehine kullandı, “milli birlik ve beraberlik” sağladı, muhalefeti bir süre tümden susturdu.

İran da Türkiye gibi alt emperyalist bir ülkedir ama yayılmacılıkta daha ileridedir.

Irak’ın nüfusunun çoğunluğu Şiidir ve bu ülkenin önemli bölümü İran’ın denetimi altındadır.

Suriye, İran ordusunun işgali altındadır.

İran’ın, Suudi Arabistan dahil Şii nüfusun bulunduğu bütün ülkelerde etkinliği vardır.

Türkiye nasıl cihatçılara ve Ihvancılara (Müslüman Kardeşler) oynuyorsa, İran da Şiilere oynamaktadır.

Bu iki ülke rekabet halindedir ama ABD ve Rusya Federasyonu gibi doğrudan karşı karşıya gelmezler.

İran’ı anti emperyalist sanmak, Türkiye’nin ABD’ye karşı arada bir posta atar gibi konuşmasına bakarak anti emperyalist sanmak gibi bir şeydir.

ABD’ye karşı savaşmak anti emperyalizm için yeterli olsaydı, Saddam daha da büyük anti emperyalistti.

Herkesin anti emperyalizmi kendine, öyle görünüyor!

Türkiye ve İran Kürtler konusunda aynı görüştedir, aslında bütün Arap ülkeleri de –Filistinliler dahil- bu görüşe katılmaktadır: bağımsız Kürdistan olamaz.

İran dış politikadaki önemli bir olayın, bu aslında yenilgi bile olsa, iç politikada nasıl kullanılabileceğinin iyi bir örneğini vermiştir.

 

ABD Süleymani’den çok İran’daki muhalefeti vurdu aslında…