Şuanda 55 konuk çevrimiçi
BugünBugün1096
DünDün3443
Bu haftaBu hafta13071
Bu ayBu ay41802
ToplamToplam6820894
Ve bir gemi daha geldi... PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Cumartesi, 06 Temmuz 2019 21:42


İtalya içişleri bakanı tarafından yasaklanmasına rağmen bu kez İtalyan yardım kuruluşu Mediterranea’nın Alex isimli gemisi 41’ini denizden kurtardığı 60 kişiyle Lampedusa limanına girdi.

Bu arada Almanya ve İtalya hükümetlerinde görevli iki sağcı içişleri bakanı arasında atışma başladı. Seehofer, Salvini’den Akdeniz’deki mülteci dramı için bir şeyler yapmasını istemiş, diğeri de cevap olarak “Alman vatandaşlarına İtalyan yasalarına uymayı öğretin” diye cevap vermişti.

Aslında İtalya haksız değil… Denizi boğulmadan geçebilen büyük oranda İtalya’ya az oranda Malta’ya geliyor. İtalya bu insanlarla ne yapacağını bilmiyor. Avrupa Birliği ülkelerinin bir bölümü kesinlikle mülteci almıyor, alanların kapasitesinin de sınırı var ve sorun çözümsüz olarak duruyor.

Seehofer daha önce reddetmesine rağmen Almanya’daki büyük dayanışma kampanyasının da etkisiyle önceki gemi Alan Kurdi ve yenisi Alex’teki mültecilerin bir bölümünü alabileceklerini açıkladı. Sorun bu şekilde geçici olarak çözülecek, yenisi çıkıncaya kadar…

Almanya’da bugün yaklaşık 100 kentte toplam 30.000 kişi mültecilerle dayanışma eylemi yaptı. Rackette’nin adı sürekli anıldı, davranışından dolayı yeniden kutlandı.

Der Spiegel dergisinin bugün çıkan son sayısının kapak fotoğrafı “Avrupa’nın kaptanı” başlığıyla Rackete’ye ayrılmıştı. Dergide Carola Rackete ile uzun bir söyleşi yer alıyor.

“Çok sayıda düşman ve dost kazandınız” belirlemesine karşılık olarak Rackete, kendisinin değil çözüm bekleyen sorunun önemli olduğunu belirtiyor.

Kaptanlığını yaptığı Alan Kurdi adlı gemiye İtalyan polisi el koymuş durumda… Kendisi de yakında yeniden mahkemeye çıkacak…

Mülteciler-Göçmenler kitabında Afrika’nın içlerinden gelen insanların hangi yollardan nasıl geçtiklerini açıklamıştım. Kitap yayınlanalı üç yıl oldu, bazı değişiklikler mutlaka olmuştur ama işin esası değişmemiştir.

Para olmadan göç edilmez. Büyük Sahra’yı geçmek zorundasınız. Araçlarıyla yolcu taşıyan firmalar var, para karşılığında tabii… İslam Devleti Libya’da oldukça örgütlü ve her mülteci adayından “can güvenliği” için belirli bir miktar alıyor.

Ardından kıyıya kadar gelip sizleri İtalya’ya taşıyacak derme çatma deniz aracının kaptanına da para vermek zorundasınız. Arada para alan başka aracılar mutlaka vardır.

Mültecilikte müthiş para var ve herkes mültecilerden kazanıyor.

Mülteci adayları için para ve cep telefonu özellikle önemlidir. Cep telefonuyla yolda önde gidenden haber alınır, arkadan gelene iletilir. Cep telefonları kartlıdır. Kart bitince ne yapacaksınız diye sorarsanız, kolayı var; belirli aralıklarla içinde kontör olan telefon kartları satanlar bulunuyor. Üç yıl önce bu işi özellikle Vodafone yapıyordu, şimdi bilmiyorum.

Üç yıldan beri sürekli tekrarlıyorum: Türkiye Suriyelilerden büyük para kazandı ve halen de bunu sürdürüyor. Eskiden en ucuz emek Kürtlerindi, bir süreden beri Suriyelilerin oldu. Kaçak çalışıyorlar, ölüyorlar ve genellikle kimlikleri bile bilinmiyor ya da açıklanmıyor.

Bu insanlar mülteci statüleri olmasa bile kalıcıdırlar, dönmeyecekler…

Aynı sorun Almanya’da var. Üç yıl önce çok sayıda Suriyeli, Iraklı ve Afgan mülteci birkaç ay içinde ülkeye girdi. Sayıları yaklaşık bir milyon kişiydi.

Bu süre içinde suça karışması nedeniyle sınırdışı edilenler oldu, yaklaşık 1000 kişi kendi isteğiyle döndü ve hepsi bu kadardır. Yapılan söyleşilerde dönmek istemediklerini belirtiyorlar.

Suriyelilerin kısa sürede Almanca öğreneceklerine ve hızlandırılmış eğitimle ülkedeki alt düzey teknik eleman boşluğunu kapatacakları tahmin edilmişti ama beklenildiği gibi olmadı. Suriyelilerin Almanca öğrenme performansı hiç iyi değil…

Başbakan Merkel eleştirilirken “Bu kadar insan bu kadar kısa sürede ülkeye alınmamalıydı, ülke hazır değildi” deniliyor ama kapıya yığılmış insanlar senin hazır olmanı beklemez ki…

Akdeniz’de mülteci krizi her yaz yaşandığı gibi sürüyor…