Şuanda 50 konuk çevrimiçi
BugünBugün2505
DünDün3080
Bu haftaBu hafta20270
Bu ayBu ay49001
ToplamToplam6828093
Savaşın özelleşmesi ve Venezuela PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Salı, 30 Nisan 2019 21:06


Venezuela’da Başkan Maduro’ya karşı darbe teşebbüsü yapıldı. Bu tür olaylarda gerçek durum daha sonra ortaya çıkar, önceki örneklerden biliniyor. Almanya’da Blackwater adlı özel harp şirketinin 8000 kişiyle darbeye teşebbüs ettiği yazıldı ama doğru mudur bilmiyoruz. Her durumda ABD’nin doğrudan müdahale etmesi zor görünüyordu, bu durumda özel bir savaş firmasının bu amaçla kullanılması düşünülebilir.

Venezuela örneğinden hareketle savaşın özelleştirilmesi konusuna girelim…

1980 öncesinde ordu ve savaş tümüyle devlete aitti ve neo liberal dönemde her şey özelleştirildiğine göre savaş neden bunun dışında kalsın?

Bu alandaki özelleşmenin bir çeşidi orduya ait bazı hizmetlerin –yemek ve çamaşır gibi- özel firmalara devredilmesidir. Bu özelleştirme türünün bizde de geliştiği görülüyor. Eskiden asker karavanasından zehirlenen olmazdı, şimdi ise özel firmaların yemek hizmetinden zehirlenmeler yaşanıyor. Hizmetin kime verileceği ihaleyle belirlenmesine rağmen kimin kazanacağı ilgili bakanlığın belirlemesinde bulunduğu için, devlet hizmetlerinin özelleştirilmesiyle yandaşların zenginleştirilmesinin bir yolu da buradan geçiyor.

Daha önemli olan silahlı gücün özelleştirilmesidir.

Eskiden ordu, polis, jandarma gibi silahlı güçler tümüyle devlete aitti. Bunlar gerek ülke içinde gerekse de ülke sınırları dışında devlete bağlı olarak silahlı operasyonlar düzenlerdi. Ülke içinde durum genellikle aynı kalmakla birlikte, ülke dışında girilen savaşlarda özel savaş firmaları da yer almaya başladı. Bunlardan en tanınmış olanı Blackwater (Siyah Su anlamına gelir) adlı firmadır. Firma emekli ya da ordudan ayrılmış askerler tarafından kurulmuştur ve devletten aldığı “siparişler” temelinde iş görür. Bu firmanın adı ilk kez 2003 yılındaki İkinci Irak Savaşı’nda duyulmuştu. Yüksek ücret karşılığında bazı tehlikeli operasyonlar bu firmanın elemanları tarafından gerçekleştirilmişti. ABD askerlerinin savaş kurallarına ne kadar uyduğu ayrı konu olmakla birlikte, bu firmanın askerlerinin önlerine geleni öldürdüğü ve kural tanımadığı görülmüştü.

Blackwater’ın eleman kayıpları ABD ordusunun kaybı olarak görülmüyordu.

O yıllarda ABD’nin savaştaki kayıpları dikkat çekiciydi. Askerlerin yanında yüksek sayıda sivil kayıp vardı.

Kimdi bunlar?

Herhalde savaş altındaki Irak’a tatil yapmaya gidenler olmasa gerekti. Bunlar ancak özel savaş firmalarının elemanları olabilirdi. Blackwater’ın keyfi davranışları o kadar açıktı ki ister istemez tepki topladı ve firmanın faaliyetleri geri plana alındı.

Firma faaliyetini sürdürdü ve ABD’nin sonraki müdahalelerinde mutlaka yer aldı. Ayrıntıları bilmiyorum.

Benzer bir özel savaş şirketinin SADAT adıyla bizde de bulunduğu haberini değişik yayın organlarında okuduk. Meral Akşener bu kuruluşun Erdoğan’ın özel ordusu olduğunu söyledi, tartışmalar çıktı, sonrasını bilmiyorum ama burası önemli değildir.

Böyle bir özel savaş şirketinin asıl görevli ordunun bol miktarda yaptığı dış operasyonlar olacaktır. Kaç tane yapılmıştır, kaç kişi görev almıştır, ne kadar kayıp verilmiştir; bilmiyoruz.

Bunlar bildiğimiz anlamda paralı asker değildir. Devlet görevlisi değiller, firmanın devletten aldığı yüksek parayla verilen tehlikeli görevi yaparlar, kayıpları da asker kaybı statüsünde değerlendirilmez.

1980’li yıllarda Nikaragua’da Sandinist yönetime karşı ABD’nin desteklediği Kontralar askeri müdahalede bir oranda ordu dışı askeri güç kullanımının örneği olarak görülebilir. Kontralarda akla gelebilecek her numara vardı ve neden olmasın?

Savaş zenginleşme aracıydı ve bu amaçla her yolu kullanıyorlardı.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkilinin düzenlediği basın toplantısında gazeteciler bu durumu gündeme getirerek Kontraların neden desteklediğini sorarlar. Cevap aydınlatıcıdır ve bizdeki değişik örneklere de uygulanabilir.

ABD’liler genellikle açık konuşurlar ve burada da öyle yapılıyor. Diyordu ki ilgili yetkili:

“Haklısınız, biliyorum, bunların hepsi o. çocuğudur. Ama bunlar bizim o. çocuğumuz!”

Daha açık konuşulmaz, değil mi!