Şuanda 62 konuk çevrimiçi
BugünBugün1272
DünDün2014
Bu haftaBu hafta11175
Bu ayBu ay39084
ToplamToplam8551532
ali cakmakli'yi anmak... PDF Yazdır e-Posta
Kolektif yazi tarafından yazıldı   
Pazar, 27 Eylül 2009 14:23


 Ali Çakmaklı’nın öldürülmesinin özel bir anlamı var mıdır?

Ali Çakmaklı’dan önce de devrimci hareket içinde cinayetler işlendi, sonrasında da…

Ali Çakmaklı’nın konumunu özel kılan, onun öldürülmesinin 12 Eylül 1980 sonrasındaki ilk sol içi cinayet olmasıdır. 12 Eylül faşizminin TBMM’yi ve partileri kapattığı, sendikalar, dernekler ve sosyalist örgütlere var gücüyle saldırdığı günleri hatırlayın. Sokaklarda sürek avları vardı. Binlerce kişi gözaltına alınıyor, bazıları çatışmalarda öldürülüyordu. Bu ülkenin tarihinde işkence her zaman var oldu, ama 12 Eylül sonrasında benzeri görülmemiş boyuttaydı. İşkencede tam olarak kaç kişi öldürüldü, kaç kişi kalıcı fiziksel ve ruhsal tahribatla yaşamak zorunda kaldı, bugün bile ancak yaklaşık olarak bilinebiliyor.

Ülkenin bu karanlık günlerinde başka amaçlar peşinde koşanlar, daha karanlık emelleri olanlar da vardı. Bu kişilerin derdi faşizme karşı direniş değil, rakip olarak gördükleri Ali Çakmaklı’nın ortadan kaldırılmasıydı.

O yılların Adanasında herkesin Serdar Soyergin ya da Mustafa Özenç olması beklenemez, ama ülkenin üzerine bir kabus gibi çökmüş faşizme karşı değil de, bir devrimciye karşı silahını doğrultmak bağışlanamaz bir suçtur.

Sol içi şiddetin sadece ona başvuranlara değil herkese büyük zarar verdiğini bugün daha iyi biliyoruz. Sol içi cinayetler birdenbire başlamaz… Önce sorunların dövme, yaralama gibi şiddetin daha alt düzeylerine dayanan çözümleri gündeme gelir, bunlar birikir ve bir gün neredeyse kaçınılmaz olarak silah patlar.

Bu nedenle sol içindeki şiddetin her görünümüne karşı açık tavır almak önemlidir.

Ali Çakmaklı’nın mezarının başında öldürülmesinden 29 yıl sonra O’nu anarken, sol içindeki cinayetlerde hayatını kaybetmiş bütün sosyalistlere “bir daha asla” sözünü vermemiz ve bunun için elimizden geleni yapmamız gerekiyor.

1982’de Suriye sınırında esrarengiz bir şekilde öldürülen Ahmet Çolak da bu mezarlıkta yatıyor. Yıllardır adı neredeyse unutulmuş olan bu arkadaşımızı anarken, bu anmanın gelecek yıllarda düzenli duruma getirilmesini önerir, törende ve mezarın yapımında emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

 

Ülke dışındaki bütün yoldaşları adına:

Almanya’dan Engin Erkiner

Fransa’dan İbrahim Yalçın, Hasan Cabir, Mehmet Koç

İsviçre’den Haydar Yılmaz, Ayhan Karmış

Kanada’dan Haydar Kılıç

Son Güncelleme: Pazar, 27 Eylül 2009 15:43