Şuanda 87 konuk çevrimiçi
BugünBugün4427
DünDün4521
Bu haftaBu hafta8948
Bu ayBu ay15375
ToplamToplam7573462
yusuf (zihni alan)in katledilmesi PDF Yazdır e-Posta
protesto bildirisi tarafından yazıldı   
Salı, 07 Temmuz 2009 18:05


Mücadele Dergisi'nin 12 Eylül 1992 tarihli 11. sayısında yeralan  5 örgütün Yusuf Zihni Alan'ın Acilciler tarafından katledilmesiyle ilgili olarak yaptıkları açıklama:
28 Ağustos tarihinde Ortadoğu'da siyasi bir cinayet işlenmiştir. Bu siyasi cinayetin kurbanı, 1991 yılına kadar THKP-C Acilciler örgütü içinde faaliyet sürdüren, bu tarihten sonra örgütten ayrılıp Acilciler yönetimine karşı muhalefet ettiğini iddia eden YUSUF (ZİHNİ ALAN)  adlı bir yurtseverdir.
Bizler aşağıda imzalarımız bulunan örgütler olarak, öldürülmüş olan Yusuf adlı kişinin Acil'den ayrılmasından itibaren, devrimci örgütlerle ilişkilerini birey olarak sürdürmeye devam ettiğini ve bu ilişki sürecinde değişik örgütlerle dayanışma içinde olduğunu biliyoruz. Süreç boyunca Yusuf'un ajan provokatör ve karşı devrime hizmet eden birisi olduğuna dair herhangi bir örgütten açıklama yada uyarı almadık. Bizler de Yusuf'un böyle bir niteliğe sahip olduğuna ilişkilerimiz içerisinde tanık olmadık.
Devrimci hareketler kendi içlerinde var olan ideolojik ve siyasal sorunları devrimci normlarda ele alıp çözüme ulaştırmak zorundadır. Amaç, kişiyi ortadan kaldırmak değil, onu değiştirip dönüştürmek ve bu anlamda ikna etmek esasına göre olmalıdır. Bu da demokratik merkeziyetçilik ilkesine bağlı olarak eleştiri özeleştiri mekanizmasını örgüt içinde temel almayı zorunlu kılar.
Şüphesiz ki, devrimci örgütler içinde düzenle iç içe geçen devrimci mücadeleye ve örgütlenmeye darbe vurmaya çalışan, halka zarar veren kişilere karşı uygulanacak yöntem halkın devrimci örgütler karşısında devrimci olamayan faaliyetler yürüttüğü vs. doğrultusunda, ayrıldığından bu yana iki yıla yakın zaman geçmiş olmasına rağmen bir kanıt ve açıklama olmaması, bu açıklamanın bugün bile yapılmaması, türkiye devrimci hareketinin gelenekleri açısından yeni bir olumsuzluk örneği olarak üzerinde durulmayı gerektirecek özelliğe sahiptir. Bunun yanında, Ortadoğu alanında birçok Türkiyeli ve Kürdistanlı örgütler tarafından tanınması ve son ana kadar kişisel anlamda örgütlerle ilişki yürütülmesine rağmen, Yusuf'un öldürülmesi ardından sorumluluk gereği yapılacak toplantıya birkaç kez yapılan çağrılara tavırsız bir tutum içine girmelerini bir platform tartışmalarına bile katılmamalarını devrimci sorumluluk açısından eleştiriyor ve anlamlı buluyoruz.
Aradan bir haftadan fazla zaman geçmesine rağmen, devrimci prensipler gereği, olayın gerekçe ve kanıtlarıyla birlikte üstlenilmesi gerekirken, platform toplantısında Acilciler örgütü adına yapılan açıklamada, Yusuf'un "Siyasi kararımız olmamasına rağmen, taraftarlarımız tarafından öldürüldü"ğü belirtildi.
Bu noktada diyoruz ki; eğer olay devrimci örgüt tarafından yapılmışsa, olayın tüm gerekçelerini ve belgelerini devrimci kamuoyuna sunmalarını istiyoruz. Bu siyasi cinayet üstlenilmeyip, belirsizliğe sokulmak isteniyorsa, bizler bu alanda bulunan devrimci örgütler olarak olayın üzerine giderek devrimci sorumluluklarımızın gereklerini yerine getireceğiz.
Sonuç olarak şu bilinmelidir ki; devrimci şiddet ve onu kapsayan eylem biçimleri (cezalandırma) sınıf düşmanlarına, iflah olmaz sınıf işbirlikçilerine karşı uygulanacak yöntemdir. Bu yöntemle örgüt içi çelişkileri çözmek, sınıf mücadelesinden ve halka karşı sorumluluk inandırıcılık anlayışından uzak, devrimci çıkar ve mücadelenin önüne kendi faydacı örgütsel bireysel çıkarları koymaya çalışan örgütlenmelerin anlayışı olabilir ancak. Devrimci tavırdan uzak bu anlayış sahiplerine kısa ve uzun vadede bir şey kazandırmayacağı gibi, halka karşı sorumluluktan da kurtulamayacakları açıktır.
Tüm olumsuz tecrübelerimize rağmen, bu son örnek karşısında da devrimci ilke, anlayış ve ahlakın hakim kılınabilmesini, böylesi olaylar karşısında tavırsız edğil, devrimci sorumlulukla hareket edilmesini sağlamak için tüm devrimci güçleri daha duyarlı olmaya, bu ve benzer siyasi cinayetleri kınamaya çağırıyoruz.
Devrimci Sol
16 Haziran Hareketi
Türkiye Komünist Emek Partisi
Türkiye Komünist Partisi / Marksist Leninist
Türkiye Komünist Partisi / Marksist Leninist Hareketi Ortadoğu Temsilcilikleri
Benim notum: Zihni Alan'ın öldürülmesini, cinayetin gerçekleşmesinden kısa süre sonra Paris'te duydum. Gelen bilgi, Zihni Alan'ın Mihrac Ural'ın adamları tarafından kaçırıldığı, daha sonra Mihrac tarafından sorgulandığı ve daha sonra da öldürüldüğü yönünde idi.
O günden bu yana 15 yıldan fazla zaman geçti, ama numara değişmemiş: Biz öldürme kararı almamıştık, ama taraftarlarımız öldürmüşler!!!
Tıpkı Ali Çakmaklı cinayetinde olduğu gibi... Ali Çakmaklı'nın polis olduğunu iddia eden Karanlık Adam başlıklı bildiriyi yaz, ardından da "benim ilgim yok, başkaları öldürmüştür" de...
İnsanda birazcık çap olur da başka numaralar bulur, öyle değil mi!