Şuanda 40 konuk çevrimiçi
BugünBugün879
DünDün3272
Bu haftaBu hafta4151
Bu ayBu ay39346
ToplamToplam7597433
1977 Agustos darbesi, yalanlar ve gercekler... PDF Yazdır e-Posta
Ibrahim Yalcin tarafından yazıldı   
Cumartesi, 09 Mayıs 2009 07:32


Bilindigi gibi, 1977 Agustos ayında;

Turkiye’de ilk kez uygulanan bır yöntemle örgütümüze yonelik yogun bir polis operasyonu yapıldı. İstanbul bölgesi militan ve yöneticileri başta olmak üzere pek cok taraftarımız bu operasyonla yakalanarak ,birçogu tutuklanmıştı.

77 Agustos operasyonunun nasıl geliştiginı, o dönem yakalanarak gözaltına alınan tüm yoldaşlar iyi bilirler.Aynı dönem tutuklanan yoldaşlar ıle cezaevınde yaptıgımız durum degerlendirmelerinde, konuyu enıne boyuna tartışarak yolumuza, kaldıgımız yerden devam etme kararı aldıgımızı da hatırladıklarından hiç şuphem yok. Bugün,bu operasyonun üzerinden 33 sene geçti. Suriyeli soytarı tarafından,hergeçen gün yeni yalanlar katılarak anlatılmaya çalışılan 77 darbesinin iç yüzünü,ne zaman başladıgını ve nasıl geliştigini kısaca aktardıktan sonra,darbenin sonuçlarının, hangi amaçlar için, nasıl kullanıldıgını anlatmaya çalışacagım.

 Örgütümüzün ankara İl komitesi üyesi ÖMÜR KARAMOLLAOGLU ve militanlarımızdan ARZU ZEYNEP SAYMAN yoldaşların,Ankara’daki hücre evınde,bir eylem öncesı hazırlanan saatli bombanın zamanından önce patlaması neticesinde, ÖMÜR KARAMOLLAOGLU yoldaş ölmüş, ARZU ZEYNEP SAYMAN  yakalanarak, yaralı olarak hastahaneye kaldırılmıştı,tarih 24 mart 1977.

Arzu Zeynep Sayman’ın,Ankara’da tedavı edıldıkten sonra serbest bırakıldıgının bilinmesine ragmen, takıpe alındıgını yakalandıktan sonra ogrebildik. Uzun süre takip edilen Arzu yoldas’ın, 77 hazıran ayında ıstanbul’a gelerek ENGİN ERKİNER’le görüsmesi üzerine, takip olayı İstanbul bolgesine de sıçramıştır.Arzu Zeynep Sayman yoldaş’ın Ankara’dan Istanbul’a gelisi ve İstanbul’da HAREM otobus terminalinden iner inmez taksı kılıgına girmiş bır polis arabasına binerek ( normal bir taksı sanarak binmiştir)ENGİN ERKİNER’ın evıne kadar bu arabayla gelmesı üzerine, ENGİN ERKİNER üzerinden Istanbul’daki takipler başlatılmıştır. Engın Erkiner’in takıpe alınması, basta Istanbul askerı eylem kadrosu olmak uzere pek çok evin kısa zamanda deşıfre olmasına neden olmuştur.Tespit edılen evler ve militanlara yönelik operayon için uygun bir zaman kollanmaya başlanmıştır.

1977 Agustos ayı Harbıye AK BANK subesı’nin kamulastırılması eylemınden bır gün öncesine kadar,gittigimiz her yerde resimlerimiz çekilmiştir.toplu halde yolda yürürken ve tek tek olmak şartıyla çekilen tüm fotograflar yakalandıgımız 2. Sube müdürlügünde, brbirimizi tanımadıgımızı söylememiz üzerine hepimize gösterilmiştir. Nebi Rahuma yoldaş’ın bir eylem yerinde, eylem başlamadan  az önce, ceketının altında gızledigı fransız yapısı MAT marka otomatik silahının kaldırıma düşen Şarjör’ünü almak için egildigi esnada çekilen fotografı,son derece sıkı bir takip altında oldugumuzu anlatmak için yeterlidir sanıyorum.

 İstanbul emniyet müdürlügünün; 77 agustos operasyonunu başlatmasına neden olan, HARBİYE AK BANK ŞUBESİ KAMULAŞTIRIMA eylemi, böylesi bir takip esnasında yapılmıştır. Kamulaştırma eyleminin gerçekleşecegi günü tahmin etmesine ragmen,hangi saatte yapılacagını kestiremeyen vurucu tim’ın, tüm eylem kadrosunu olay esnasında öldürme kararı almasına ragmen, eylemin baslayacagı saatı yanlış tahmin ettigi için ‘muradına erememiş’ geç kalmıştır. En erken, saat 9 da baslar diye düşündügü eylemin, saat 8.30 da bittigini pusu kurmak için geldigı yolda ögrenebilmiştir.

Istanbul eylem kadrosunu öldürerek operasyonu baslatma kararı alan ıstanbul polisinin, bu ‘fırsat’ı kaçırması üzerine, önceden tespit ettigi evlere yönelik operasyonu, aynı günün gece yarısına dogru başlamıştır.  Agustos operasyonunda, Istanbul bölgesınde yakalanan 24 kisi’nin hemen hemen tamamı,ya önceden tespit edilen evlerin o akşam basılması esnasında , yada önceden tespit edilerek pusu kurulan evlere daha sonra gelerek kurulu pusulara duşmek suretiyle   yakalandıklarını bilmeyen yoktur. Örnegin; HİLAL ORKUNOGLU, Engın’in evine kurulan pusuya düserek yakalanmıştır.Bu biçıide yakalananların sayısı 7-8 kisidir.

 Agustos operasyonun özü budur.Yakalanmalarla birlikte basın-yayın organlarında çıkan haber yorumlar’da, özellikle ENGİN ERKİNER’in hedef alınması bilinçi yapılan bir yönlendirmeden ibarettir.ENGİN ERKİNER’in,  ACİLCİLER  örgütü kurucularından hayatta kalan tek kişi olması bunun önemli nedenlerindendir.

Bu operasyonda dikkat çeken bir başka ayrıntı daha var. Turkiye’de ilk defa örgütümüze uygulanan,fotograf çekmek suretiyle yapılan takip,İstanbul INTERKONTİNANTEL otelinin kurşunlanmasından sonra hız kazanmıştır.Kursunlama eyleminden sonra,GENEL KURMAY BAŞKANLIGI’nın Istanbul emniyet müdürlügünü arayarak; ‘’ ya bu eylemcileri en kısa zamanda yakalarsınız yada, hepiniz istıfa edersiniz’’ diye tehdit etmesi üzerine yogunluk kazanmıştır. GENEL KURMAY’ın bu tepkisinin altında yatan neden ise;İnterkontinantel otelini Kursunlama eylemi sırasında ciıvardaki otellerden birinde, o an yapılmakta olan bır Genelkurmay birifingi’nin olması ve silah sesleri üzerine, eylemin, bu birifing’e yonelik oldugu sanılarak birifinge katılan Genel kurmay paşaları’nın toplantı masalarının altına gizlenerek  kendilerini ‘’korumaya’’ almalarının yarattıgı sıkıntının bir tepkisi oldugunu, 2. Şube müdürlügünde bizleri

Sorgulayan polis şeflerinden ögrendik.

 ZEKİ EL KASIM(URAL) OGLU MİHRAÇ URAL NEDEN YALAN YAZICILIGI YAPIYOR...?

Yakın zamana kadar,babasının ismini ZEKİ dıye bilmeme ragmen, ZEKİ EL KASIM oldugunu kendı yazdıgı son yazılarından ogrendigim MİHRAÇ URAL adlı soytarının, bire bin katarak hergün yeni yalanlar uydurmasının anlamı nedir? Aslınada çok basit; örgütsel tarihimizi bilmeyenler ve o dönemi birebir yaşamayan birkısım insanlarda kafa karışıklıgı yaratarak,yalanlarına ortak aramak istemesidır.Olaylara kabaca yaklaşanlar için amaç budur,asıl amaç ise  çok daha başka. Asıl amaç, hain yüzünün gizlenmeye çalışılmasıdır.

77 agustos operasyonu ile tutuklanmamız üzerıne,sagmalcılar ceza evinde; ben,Ali Sönmez,Muharrem Kaya,Engin Erkiner ve bİzden önce, başka bır eylemdem dolayı tutklu bulunan Haydar Yılmaz olarak bu darbenin neden ve sonuçları üzerine defalarca tartıştık. Yakalanmaların özellikle yukarda anlatmaya çalıstıgım şekilde, fotograflarla günlerce takip edilmemizden dolayı kaldıgımız evlerin önceden bilindigı,takip olayının Arzu Zeynep Sayman’ın hastahane’den taburcu edildikten sonra, Ankara merkez cezaevinde yatmakta olan RIZA SALMAN’ı ziyaret ederek ondan aldıgı bır mektupla birlikte Istanbul’a Engin Erkiner’e geldiginı ve bu sürecin tamamının polis denetiminde oldugunu biliyorduk. Buna ragmen,bu tartışmalar sürecinde, Engin Erkiner’ın ‘’sürecin tüm yöneriyle aydınlıga  kavuşturulacagı zamana kadar tüm sorumluluklarımı bırakıyorum’’ önerisı, Muharrem Kaya’nın bazı çekınceleri dışında hıçbırımiz tarafından kabul edilmedi. KALDIGIMIZ YERDEN YOLUMUZA DEVAM kararı aldık. Bir an önce  ceza evınden firar etmek  için gereki hazırlıklara başladık. Engın Erkiner’in ‘’ ceza evinden nasıl firar edilebilecegine’’ ilişkin dışarıya yolladıgı bir pusulanın, CEMİL ORKUNOGLU’ndan yakalanması ve Sagmalcılar ceza evinde  o an çıkan bir isyan üzerine topluca İSPARTA ceza evine sürgüne yollandık. Haydar Yılmaz ve Muharrem Kaya  baska ceza evine gonderilıirken, Ben, Engın ve  Alı Sönmez İsparta kapalı ceza evine sürgün edildik. Cemil Orkunoglun’dan yakalanan pusula nedeniyle Sagmalcılar Ceza evinin güvenlikli olmadıgı gerekçesıyle davamız Istanbul’dan Isparta agır ceza’ya kaldırıldı. MİHRC URAL bizden 6 ay gibı bir süre sonra yakalanarak yanımıza,  Isparta ceza evine getrilerek davası bizimle birleştirıldi. Engin Erkiner’in, Sagmalcılar ceza evinde bizlere yaptıgı ‘’ soruşturma açılsın, soruşturma sonuna kadar gorev ve sorumluluklarımdan ayrılıyorum’’ önerisini Mihrc Ural’a da yaptıgını kendi yazısından ögrendim. Mıhrac’ın bu öneriye karşılık,’’ hersey gerıde kaldı biz ileriye bakalıım,yolumuza devam...’’ dedigini, daha sonraki gelişmeleri dikkate aldıgımda tüm yoldaşlar gibi bende çok iyi bilmekteyim.

Bütün bu gerçekler ortadayken Surıyelı, ZEKİ EL KASIM(URAL) oglu Mihrac’ın  yalanlarına ne demeli?

77 Agustos operasyonu’nu kendisi için inanılmaz bir ‘’ fırsat’’ olarak degerlendiren ve bu operasyonla zaafa ugrayan örgütsel yapının sorumluluk kademelerine, Hatay’dan yolladıgı yakın çevresini yerleştırerek ( TACETTİN SARI  adlı Surıye Ajanı da bu surecte orgutumüzün Turkiye sorumlusu olarak atanmıştır) örgutsel yapıyı SURIYE istıhbaratına teslim eden MİHRAÇ URAL’ın gerçek yüzünü o dönem hiç birimiz goremedik. ENGİN ERKİNER’in talep ettıgı ‘’  operasyon sürecinin soruşturulması’’ teklıfınin neden kabul edilmedigini ve olayın bir an önce kapatılmak istenmesinin altında yatan asıl nedenleri göremedik. Örgüt ici bir soruşturma sürecinde, NEBİL RAHUMA yoldaş’ın kendi yakalanmasının, MİHRC URAL’dan gelen ve kimin getırdigı belli olmayan ( getiren kişiyi tanımadıgı)bir pusula sonucu pusuya düsuruldügünü elbette anlatacaktı. MİHRC URAL’ın ışbirlikçi yüzü de taa o zaman açıga cıkacak ’’ Nebil’in Yıllar sonra ERKAN ULAŞAN’a anlattıgı,her iki yakalanma olayının da MİHRAC URAL kaynaklı oldugunu kurulacak olan komisyona anlatarak, bu soytarının’’ ser verdim sır vermedim’’ palavralarının gerçek olmadıgı ve yakalandıgı an polisle işbirligi yaparak örgütümüzü tasfiye etmeye yemin etmiş bir hain oldugu anlaşılacaktı.  Ne yazık, bu ıhanet 30 seneden fazla gızli kaldı

MIHRC URAL,orgütümüzün Turkiye kanadını tasfiye edebilmek içın yakalandıgı gün MİT’le anlaşmıştır.

 77 Agustos operasyonu  öncesinde Ülke çapında ve çok yönlü olarak  takip edildigimizi yakalanmalar sürecinde ögrenmiş olduk. bu çok açık ve nettir. O zaman çekilen   fotograflardan anlaşılıyorki, takip edilmemiz,sanıldıgı gibi, sıradan ve bölgesel bir takip falan degil, ülke çapında yapılan bir takip edilme olayı sözkonusudur. Ornegin, Istanbul’dan takıpe takılan MUHARREM KAYA,yakalanmamızdan birkaç gün önce KARS’ a memleketine gidiyor. Muharrem Kaya’nın  Kars’a hareketinden az önce, Engin tarafından kendisine verılen paket’le fotograflanması, otobüs içersınde ve  Kars'a  gelişinin  çekilen resimlerle tespıt edilmesi tarafımızdan bilinmektedir.( bu resimler ıstanbul 2. Sube müdürlügünde hepimiwe gösterilmiştir) İstanbul’da operasyonun basladıgı aynı saatlerde Muharrem Kaya’da Kars’da gozaltına alınarak Istanbul’a getirılmiştir. Buradan da anlaşılıyorki, 77 agustos operasyonu, sadece ıstanbul bölgesinın takip edilmesi ile yetinilmemiç, takip; Örgütlü bulundugumuz bütün bölgelerde yapılmıştır.

 Bütün bunlara ragmen ve her ne hikmetse(!), agustos operasyonu öncesinde, HATAY bölgesı bu takip’e takılmamıştır. Oysa, ERKAN ULASAN’ın ‘’ YOLCULUKLAR’’ adlı yazı dizisınden  ögrendigimize göre;. Istanbul operasyonu oncesı ERKAN,ALI SONMEZ,NEBIL RAHUMA ve ENGIN ERKINER’ın ANTAKYA’dan aldıkları sılah ve patlayıcıları İstanbul’a getırıp bıraktıktan bır süre sonra, gerı donen ERKAN ULASAN,  otobüse binerken polis tarafından durdurularak aranıyor ve çantasının boş oldugu gorülüyor. Bu sırada arama yapan polislerin ERKAN’a söyedikleri çok ilginç; ‘’... DOLU GELDİN BOS GİDİYORSUN’’   diyorlar. Erkan bu sozden süpheleniyor ve döndügünde bu durumu yoldaslarına anlatarak takip edildiklerini söylüyor. ‘’ ..ciddiye alınmadıgından’’ yakınıyor. Hersey çok açık, öyle anlaşılıyor ki, aynı takip ANTAKYA’da da devam etmesine ragmen bu bölgede operasyon biliçli olarak yapılmadı. NEDEN... ? MİHRAÇ URAL tarafından zaten kontrol edildigi için mi ?

  Agustos operasyonu fırsat bilinerek Nebıl Rahuma yoldaş yakalattırıldı( Nebıl o donem Mhrac icın Antakya’da kontrol edemeyecegı tek militandı)

 Aynı şekilde, ADANA bölgesi, bütün abartılı propagandalara karşın ANTAKYA’dan cok daha geniş bir militan örgütlenmeye sahipti. Engellenmesi gerekiyordu. ALİ ÇAKMAKLI bu nedenle alelacele katledildi. Dıkkat edınız, ALİ ÇAKMAKLI öldürüldügunde yaralıydı, devrimcı bir eylem sonrası yaralanmiştı ve heryerde aranıyordu. Alı Cakmaklı ve yoldaşları aranıyorlardı.  ALI CAKMAKLI boyle bir donemde öldürüldü. Bütün bunlar tesadüfi olabilirmi? Kesinlıkle olamaz.

Örgütümüzün Türkiye kanadı bu ve benzeri hain yöntemlerle çökertilirken, SURIYE kanadının tasfıyesi çok daha acımasız ve pervasız bir şekilde yapılmıştır.Müntesep Kesıcı,Hanna Maptunoglu,Zihni Alan( yusuf) Gokhan Sac( Sami) başta olmak üzere, trablus’ta Filıistinliler tarafından Öldürülen/Öldürtülen yoldaşlar, Öldürülmesi için karar verilen ama öldürtemedikleri GÜNAY KARACA yoldaş...Bunlar tesadufen biraraya gelmis rastgele olaylar olarak degerlendirılebilir mi? Elbette Hayır.

 Surıye’de, örgütten ayrıldıgını ilk ilan eden yoldaşlardan AHMET  ÇOLAK,mücadele etmek içın Turkiye’ye dönerken sınırı gecer geçmez kursuna dizilerek öldürülüyör, neden ve kimler tarafından katledildigi hala meçhul. Cephe, ekim-kasım sayı’sı 1982 tarıhinde MİHRAC URAL yazıyor.  Yazının başlıgı şöyle:DEVRİCİLER ÖLÜR DEVRİMLER SÜRER, buraya kadar dogal gibi görülebilir. Yazının  devamı şöyle,’’...Örgütümüzden yaşanan bunalımdan etkilenen AHMET ÇOLAK, örgütümüz yetkili organlarının tüm uyarılarına karşın,uzun,geniş ve esnek düşünmekten yoksun,birlikte hareket ettigi darkafalı zorlamaları sonucu Turkiye’ye dönme durumunda kalıyor. Dönerken jandarmaların pususuna düserek öldürülüyor.’’ Bu kadar...

‘’ 1 Mayıs Antakya baskentinde kendi orjinalitesine özgürlük ‘’ istedigini söyleyen ZEKİ EL KASIM oglu MIHRC URAL’ın, sımdilerde açık açık yazmaya başladıgı yeni bir URUBA ‘’ dırenişi’’ yaratmak içın SURIYE’de militan toplama amacını sekteye ugratacak olan Turkiye’ye geri dönüşleri engellemek için yoldasları tehdit ettigi biliniyorken,AHMET ÇOLAK yoldasın jandarma pususuna düserek öldürüldügü savına inanmak dogrumu dersiniz? Mihraç Ural’ın agustos 77 darbesini kullanarak olayın esasını saptırıp hain yüzünü gizlemeye çalışması boşuna bir çabadır. Kim oldugu tarafımızdan biliniyor,Turkiyeli devrimcıler bu soytarıyı tanıyor.                                      

 IBRAHİM YALÇIN
Son Güncelleme: Pazar, 10 Mayıs 2009 20:20