Şuanda 87 konuk çevrimiçi
BugünBugün3198
DünDün1934
Bu haftaBu hafta10313
Bu ayBu ay25505
ToplamToplam7247098
Almanya Hanau'daki saldırının düşündürdükleri PDF Yazdır e-Posta
İhsan Sağmen tarafından yazıldı   
Cumartesi, 22 Şubat 2020 10:39


Gelişen bu ırkçı olay bizleri derinden üzdü, bunu baştan belirtmek isterim. Naziler şimdiye kadar; 2459 yangın, 348 cinayet denemesi, 238 silahlı soygun, 156 bombalı deneme,124 korkutma, 19 kaçırma eylemi gerçekleştirmiş. Bunlar raporlarda var.

Bu yeni bir fenomen değildir.

Hanau şehrinde, İmbis(Yiyecek) ve Şişa(Nargile) bar'a yapılan baskın ile, on insanı aşkın öldürme olayıyla sonuçlanan ve ayrı ayrı mahallerde işlenen cinayetlerin, her ne kadar tek kişi tarafından işlendiği servis edilse de, yapılışı, hızı ve sonucu açısından, saldırı, kendi içinde eylem bütünlüğü olmayan, tarz kırıklığı taşıyan hareket sistemine sahip bir silsile uygulaması içindedir.

Eylem yerinde, beş ile on metre mesafeden, bazı görgü tanıklarının televizyonda servis edilen ve yüzü açık belli olan kişiyle eylemi yapanın kafa tasviri pek uymamakta, hatta uzun saç ve renk farkı açık şekilde barizdir deniyor....!
Seri silah kullanan ve dakika içinde eylemini alın ve diğer öldürücü nokta atışları ile yaralama sayısını artıran terör eylemcisinin, deneyimli, soğukkanlı ve eğitimli olduğu, sadece atış kulübü üyesi, iyi atış yapabiliyor ile açıklanamaz.
Bir eyleme katılan ve özellikle ilk eylemini yapan insan psikozu, titrek, korkak, hatalara açıktır.

1-Burada bu hatalar yok...?

İkinci eylem noktası ile birincisi arasında, on dakikadan fazla ara var, bu sürede katilin kalp atışları ve kustuğu kin hiç değişmemiş. Profesyonellik duruma hakim.Hedef kitle hep genç kuşak ve önceden belirlenen noktalar, şişa barlar Almanya'da polis tarafından en çok aranıp sorulan ve en sıkıştırılan mekanlardır. Bu işletmelerde dönen para ve buraya hafta içinde gelenler, elit ve paralılardır. Yabancı ve yerli küçük işletme sahipleri buralarda yemek yer ve nargile içerler. İyi de para bırakırlar.

Kapalı alanlarda, sigara yasaklarını havalandırma sistemleri ve değişik yarı açık mekana dönüştüren barların, daha fazla palazlanmasını ve buraya gelenlerin korkututulmasını amaçlayan eylemin uygulanması çok ilginç...!

Eylem yapanın evi bulunuyor ve kimliği bilinmiyor bu biraz acemice..!
Eve girildiğinde eylemci annesini öldürüyor ve intihar ediyor?

2-Niçin annesini öldürsün?
Hangi Alman vatandaşı annesine böyle düşmanlık besler?

3- Acaba üçüncü kişiler, eylemci eylemini yapsın yapmasın, anne ve oğulu ortadan kaldırarak motif vermesin? Burada kaset hazırlanarak planlandığı devreye sokuluyor.” ben gördüğüm istihbaratlardan etkilendim. Kendim istihbaratçı değilim ama...” diyen konuşma videosu düzmece veya önceden eylem kuramı içinde kullanılmış olmasın?

Bu olay tam açıklanamayacak, şimdiye kadar olan nazi örgütlenmelerinin veya arkasında olan güçlerin taktiklerine benziyor.

Bu eylem bana göre ikili ve üçlü taktiklerle dolu. Sonucunda parti ve kuruluşların taleplerine bakılırsa siyasi gelişimlere ayar verilmeye çalışılıyor.

Gelen taleplerin ilki; AfD'nin denetlenmesi kontrol edilmesi. Bu kimlerin işine yarayacak, cevabını verirseniz konuyu anlamaya çalışırız.
İkincisi CDU ve CSU organları yabancı dostları oldular, bu sevindirici, ancak bu olaydan sonra mı olmalıydı...!
İnternet ortamında yabancı düşmanlığı yaygın işletilmekte, potansiyel olarak bunlar izlenmeliydi.
Yabancı düşmanları derken, birey olarak karşı çıktığım Alman düşmanlığı, insanlık düşmanlığı veya canlı varlık düşmanlığı konuları da belirli birimler tarafından, yani, özgür dernek ve denetçilerce izlenebilmeli. Çareleri araştırılmalı.

Almanya'da ilk kuşaklar yabancı işçi, ikinci kuşak ve diğerleri derken, artık yerli oldular. Sadece renkleri farklı, kısmen de mentaliteleri, fakat diğerleri aynıdır.
Eskiden nerelisin diye sorulduğunda, İtalya, Türkiye denirdi. Şimdi sorduğunda Frankfurt, Hanau, Darmstadt'lıyım diyor gençler.
Yabancı kalmadı.
Herkes yerli.
Adalet sistemi ve devletin diğer organları, yabancı, yerli, renk ayrımı değil, eşitlik ve barış temelli reorganizasyona geçmeli.
Yoksa, belirli kaynaklar, on senede bir ayar çekmek zorunda kalırlar.

Herkes aklını başına alsın. Yabancı ve farklı olana korku vererek veya politik akımlara uyarı göndererek bu iş düzelmez.

Sosyal barış, özgürlük, eşitlikçilik ilke olmalı.

Kahrolsun faşizm ve ırkçılık.