Şuanda 53 konuk çevrimiçi
BugünBugün416
DünDün2331
Bu haftaBu hafta6338
Bu ayBu ay8061
ToplamToplam8468407
Anmak iyidir de biraz da düşünsek... PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazar, 30 Mayıs 2021 19:37


Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan’ın ölümlerinin üzerinden 50 yıl geçti.

Yeni bir şey yok, her yıl aynı şeyler tekrarlanıyor.

Biraz da düşünmek mümkün müdür acaba?

Çok kötü bir kır gerillası deneyimidir, böyle kır gerillası olmaz.

İçlerinden kim defterine yazmıştı hatırlamıyorum ama doğru belirleme yapmıştı: gerilla hareketli olur, bizse çobanlar kadar bile hareketli değiliz.

Sonuç alandakilere görünmek, ihbar, pusu ve çatışma bile yapamadan hayatını kaybetmek…

1969’da ODTÜ’de hatırlıyorum. Yurtta kalmıyordum ama kalan arkadaşlar anlatırdı. Gece karanlıkta ODTÜ’nün yakınındaki tepelerde kır gerillası eğitimi yapılırmış. Karanlıkta birkaç kişinin yürürken ayağı çukura girince kötü burkulmuş. Daha sonra bu eğitim sürmedi. Gerçekte burada kır gerillası eğitimi yapılamazdı ama heves işte…

Oldum olası, kır gerillasını savunduğum günlerde bile, bu gerilla tarzına soğuk baktım. Gerekliydi, reddetmiyordum ama bu şehir insanının işi değildi.

Kır gerillasını bölgenin insanı yapabilirdi. Arada şehirden gelenler de olabilirdi ama asıl kadro bölge insanından oluşmalıydı.

Dağda yürümenin şehirde yürümeye hiç benzemediğini bile bilmeden kır gerillasına kalkışmak olacak şey değildi ama oldu.

Ek olarak şehir ve kır gerillanın eğitimleri de birbirine benzemez. Şehirde dağdaki gibi uzun yol yürüyebilmek değil, 200 metreyi hızlı koşabilmek önemlidir. Şehir eylemlerinde planlama ve sürat dağdakinden daha büyük önem taşır.

Silahlar da farklıdır.

Hatırlıyorum, Halkın Kurtuluşu 1980 sonrasında bir dönem kır gerillası yapmaya kalkmış ve ilk çatışmada insanlarını kaybetmişti. Bunların silahı sten makineli tabanca idi. Silahtan anlayan insanlar da “bu nasıl iş?” diye sormuştu. Sten ve benzeri otomatik silahlar dağda işe yaramaz. Dağda en az kalaşnikov veya diğer piyade tüfekleri gereklidir. Sten şehirde bile güvenilmez silahtır.

Kır gerilla savaşında arazinin insanı değilseniz işiniz çok zordur.

Kırda karanlıkta yön bulmak da şehirde yön bulmaya benzemez.

Bizde kır gerilla savaşı konusunda çok teşebbüs yapıldı ama PKK dışında bu savaşı sürdürebilen olmadı. TKP/ML yıllardan beri deniyor ama belirli bir bölgenin dışına çıkamadı ve orada bile işi zordur.

Diyelim ki bir örgütün dağda 8-10 kişisi vardır, silahlı olarak dolaşırlar, arada bir eylem yaparlar ve bu yıllardan beri böyledir. Buna kır gerilla savaşı denmez. Gerilla büyüyemeyince kaçınılmaz olarak önemli darbeler yiyecektir.

Eskiden daha kolaydı. Sık ormanlar, sarp tepeler vardı. Buralara ordunun girmesi zordu. Birkaç yıldan beri SİHA ile buna gerek kalmadı. Hiç beklemediğiniz anda bir yerden füze gelebilir. Veya oluyorsa eğer çok sisli havayı bekleyeceksiniz ki metrelerce yukardan bizi SİHA ile göremesinler.

Yıllar önce kırdaki savaşta düşenleri anarken kır gerilla savaşının sona erdiğini düşünmek gerekir. Belki bambaşka yöntemler bulunabilir ve sonuçta bunu savaşın içinde olanlar yapabilir ancak. Açık olan, bilinen anlamda kır gerillasının sona erdiğidir.

Yıllardan beri kır gerillasını savunmak ama bir türlü yapamamak da başka bir gariplik örneğidir.