Şuanda 68 konuk çevrimiçi
Hatay yangını PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazartesi, 12 Ekim 2020 17:17


Hatay’da çıkan büyük yangın birkaç konuda çoktandır bilinen başka bir deyişle hiç birisi yeni olmayan bazı olguları gösterdi.

Birincisi: medyanın büyük bölümünün pespayeliğidir. Politik olarak taraf tutabilirsiniz ve bunun eleştirilecek yanı yoktur ama bilerek yalan haber vermek için pespayelikten başka belirleme yapılamaz. İçişleri Bakanı bile dünkü açıklamasında söyledi: “PKK’den şüpheleniyoruz ama yangının sorumluları tahkikat sonucunda ortaya çıkacaktır.”

Buna karşın bazı gazetelerde ve mutlaka izlemediğim TV kanallarında “PKK yapmıştır” belirlemesini okumak ya da duymak mümkündü.

PKK yapmış da olabilir ama insan hiç olmazsa içişleri bakanı kadar “bekleyelim görelim” mantığına sahip olur.

Hatay valisi ise yangının trafo patlaması sonucu çıktığını açıklayacaktı. Bunun resmi devlet açıklaması olduğu söylenebilir.

Şimdilik bu kadar; durum daha sonra değişebilir mi, burasını bilemem.

Yangın alanı aynı zamanda maden arama alanıymış ama maden aramak için yangın çıkartmak gerekmez ki? Kaz Dağı’ndaki gibi doğayı yasal olarak tahrip edersiniz.

Böyle örnek varken tehlikeye girmeye ne gerek var?

İkincisi; devrimcilerin de dahil olduğu geniş bir grup medya ile yaşıyor. Medyada yaygın olarak “PKK yaptı” mı deniliyor, insanlar da buna inanıyor. İçişleri Bakanı bile doğrudan böyle söylemezken medyayla yaşayanlar duyduğuna inanıyor. Farklı kaynaklardan haberin doğruluğunu araştırmak gibi çabaları bulunmuyor.

Malum medyanın da istediği bu zaten…

Üçüncüsü; “doğayı koruyalım” gibi belirlemeler bence boş belirlemelerdir. Buna kimse hayır demez ama korumanın nasıl yapılacağının belirtilmesi gerekir.

Sorun sadece maden arama gerekçesiyle ormanların kesilmesi ve HES’ler değildir. Fabrika atıkları akarsulara veriliyor. Trakya’daki akarsulardaki kirlenme bilinen örnektir ve mutlaka daha az bilinenler de vardır.

Çok sayıda fabrika bacası filtresiz çalışıyor. Kısa süre önce Elbistan’daki santraller için kampanya açılmıştı, bir oranda başarılı oldu diye biliyorum, sonra durum değişmiş olabilir.

Çok sayıda çiftçi tarım ilaçlarının nasıl kullanılacağını bilmiyor ve aşırı dozda kullanıyor. Bu nedenle Türkiye’nin mesela Rusya’ya ihraç ettiği domatesler ve bazı meyveler aşırı zehirli madde içerdiği için geri geliyor.

Bunlar herhalde ucuz fiyattan iç pazara veriliyordur.

İnsanlarımızın çevre temizliğinde ne kadar titiz olduklarını biliyoruz. Her taraf çöp yığını… Bir yerde piknik yapmasınlar, arkalarında çöplük bırakıyorlar.

Bunun gibi çok örnek sayılabilir.

Etkili doğa koruması için sanayinin yapısının yanı sıra insanlarımızın arkasında çöplük bırakma alışkanlığının değişmesi gerekiyor.

Bu durumda Hatay yangınının fazla önemi kalmıyor. Doğa her gün her tarafta tahrip ediliyor, sular ve hava aşırı derecede kirletiliyor. Kaz Dağı’nda maden arama gerekçesiyle çok sayıda ağaç kesiliyor.

Ve bütün bunlar küçük bir kesim dışında kimsenin umurunda değildir.

Protestolar yerel, birinin bölgesindeki doğa katliamı ötekini ilgilendirmiyor neredeyse…

İstanbul Havaalanı yapılırken kesilen çok sayıda ağaçla ilgili olarak malum medyada bir şey duymuş muydunuz?

Duymadınız. Onlar işine gelen haberi abartarak verir.

Aylar önce Ege taraflarında bir yerde orman yakılmış ve devrimci bir örgüt de üstlenmişti. Şiddetle kınandı ve bir daha da yapmadılar. Ormanın bilmem kime ait olması yakılması için gerekçe olamazdı.

Devrimciler hangi çeşidi olursa olsun doğa tahribatına karşıdır.

Ama rica edeyim, bazı arkadaşlar da medyadan etkilenirken biraz dikkat etsinler.