Şuanda 61 konuk çevrimiçi
BugünBugün2615
DünDün2715
Bu haftaBu hafta8384
Bu ayBu ay37115
ToplamToplam6816207
Yağmur yağdı böyle mi oldu? PDF Yazdır e-Posta
Engin Erkiner tarafından yazıldı   
Pazar, 18 Ağustos 2019 17:53


İstanbul’da sağanak yağış sonucu çeşitli yerleri su basmış, bazı caddeler nehir gibi olmuş ve benzeri yakında Ankara’da bekleniyormuş.

Her zaman duyduğumuz gibi türlü çeşitli suçlamalar; İmamoğlu neredeymiş, belediye neden geç müdahale etmiş, gerçekte İstanbul’u 25 yıl yöneten AKP’lilerin suçuymuş falan filan…

Bundan sonra yine günün birinde yoğun yağış olacak ve aynısı tekrarlanacaktır…

Kanazilasyon sistemi daha etkin çalışırsa sorun biraz azalır ve aynısı olmazsa bile benzeri tekrarlanır.

Nedeni basit aslında ve bilinmemesi de bilgisizlikten kaynaklanmıyor.

Türkiye insanı farklı gibi görünen ama birbiriyle ilişkili olgular arasında bağlantı kuramaz, her birini kendi başına ele alıp değerlendirir.

Dünyada kısa sürede yoğun yağış alan tek kent İstanbul değil… Benzer durumdaki başka kentlerde de zemin katları su basıyor, caddeleri su kaplıyor ama sel felaketi olmuyor. Birkaç yere itfaiye müdahale ediyor ve birkaç saat sonra hiçbir şey kalmıyor.

Neden İstanbul ve Ankara’da yoğun yağış neredeyse alarm verilmesine neden oluyor da başka ülkelerdeki büyük kentlerde benzeri yaşanmıyor?

Somut örnek vereyim…

Frankfurt’ta geçen yıl bir gün neredeyse dört saat yoğun yağmur yağdı. Köprü altlarından geçen araba yolları su doldu, bazı zemin katları su bastı, caddeler suyla kaplandı ama sel felaketi yaşanmadı.

Kanazilasyon sistemi çok iyi, ondan mı dersiniz?

Hayır değil çünkü hiçbir kanazilasyon kısa sürede bu kadar çok suyu boşaltamaz.

Kentte çok sayıda park var, her yer bina değil, açık alanlar var.

Bunlar sadece yeşillik değildir. Suyu asıl emen topraktır. Her yer beton olduğunda bütün su kanazilasyona akar ve hiçbir kanazilasyon sistemi kısa sürede bu kadar suyu boşaltamaz.

Başka bir deyişle her yoğun yağmurda sel olmasının nedeni ileri derecede betonlaşmadır, suyun toprakla buluşmasının azaltılmış olmasıdır.

Bu nedenle İmamoğlu’nun yerine başkası da gelse, etkin önlemler de alsa (ne alacaksa artık) bu kadar betonlaşmış bir kentte başka sonuç alınamaz.

İki yıl kadar önce Londra’da çok sayıda göçmen ailenin kaldığı büyük bir bina yandı, yaklaşık yüz kişi öldü. İtfaiye başka yangınlara ne kadar hızlı gidiyorsa buna da o kadar hızlı gelmişti ama fazla bir şey yapamamıştı.

Önemli bir olaydı ve Frankfurt itfaiye müdürü olayı yerinde görmek için Londra’ya gider ve dönüşünde “Dünyanın hiçbir itfaiyesi bu yangını söndüremezdi” diye açıklama yapar. Bina dışarıdan izole edilmiştir ve izolasyon maddesi kolay tutuşan özelliğe sahiptir. Bu nedenle bir dairede başlayan yangın yaklaşık on dakikada itfaiye gelinceye kadar binayı sarmıştır.

Aynı durum bizde olsaydı tamamı yanlış olan birkaç yüz çeşit fikir ortaya dökülürdü.

Her binada yangın çıkabilir, önemli olan hızlı yayılmamasıdır.

Aynısı orman yangınları için geçerlidir.

Havanın sıcak ve kurak olduğu ve her tarafı ormanla kaplı Almanya’da sık sık yangın çıkıyor ama genellikle küçük alanların dışına yayılamıyor. Nedeni ise iyi gözetleme sistemi sayesinde erken haber alınması ve hemen müdahale edilmesidir. Ek olarak orman ve bina yangınları farklıdır. İtfaiyecilerin buna göre eğitim görmüş olması gerekir. Sadece su sıkmakla olmuyor, nereye ve nasıl sıkacağınızı bileceksiniz.

Durum budur…

Betonlaşma sürdükçe yerleşim birimlerinde seller bitmeyecek ve neden olduğu da genellikle anlaşılmayacaktır.